İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2021 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve silahla yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-e, 106/1-1 inci cümle, 109/2, 109/3-a, 53 üncü ve 58 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli kararı ile sanığın cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2,3-a, 62/1, 53/1-2-3,63 üncü ve 58/6-7 nci maddeleri gereğince 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri; suçun sübutuna ilişkindir.
Katılan ve sanığın olay tarihinde bir iş yerinin yanındaki boş depoda bulundukları, sanığın burada alkol kullandığı, bir ara katılana hitaben "bana yanlış yapmadım demiştin ancak yapmışsın, daire karşılığında beni kime sattın, bana o ismi vereceksin, ölün çıkacak buradan" dedikten sonra ele geçirilemeyen makas ve bıçak ile katılana saldırdığı ve boğazını sıktığı, makas ile sol kol dirseğinden ve sırtının sol tarafından yaraladığı, sanığın gerçekleştirmiş olduğu bu eylemler sonrası yine katılanı elinde bıçak ve makas bulunduğu halde 5-6 saat kadar anılan depoda zorla alıkoyduğu, akabinde alkol nedeniyle sızarak uyumasından yararlanan katılanın olay yerinden kaçtığı ve rapor almak için hastaneye gittiği, düzenlenen adli muayene raporunda; hastanın makasla olduğunu belirttiği sırt sol tarafında 5-6. kot hizasında yarım cm yüzeysel kesi ve sol kol dirseğe yakın yarım cm yüzeysel kesi izi bulunduğunun, yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığının, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği anlaşılmakla sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan ile sanığın yeni sanayi sitesinde bulunan boş depoda buluştukları, sanığın alkolün verdiği etkiyle katılana hitaben elinde makas bulunduğu halde "bana yanlış yapmadım demiştin, ancak yapmışsın, beni kime sattın, bana o ismi vereceksin, ölün çıkacak buradan" şeklinde sözler sarf ettiği ve ele geçirilemeyen makasla ve eliyle katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaraladığı, katılanı 5-6 saat süre ile bu depoda tuttuğu, elindeki makas ile yaralama eyleminde bulunarak ve yukarıda belirtilen şekilde tehdit içeren sözlerle dışarı çıkmasına izin vermediği, daha sonra katılanın sanığın zoruyla 5-6 saat süre ile depoda mahsur kaldığı ve daha sonra sanığın uyuya kalması üzerine kaçarak kurtulduğu sübut bulmuştur. Her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ve katılanın beyanı ve yaralandığına ilişkin rapordan başka delil elde edilememiş ise de, davadaki suç tarihinden 4 gün sonra sanığın katılanı motosikleti ile şehir dışına götürerek tabanca ile bacağından yaraladığı, bu eylem nedeniyle davanın öldürmeye teşebbüsten dolayı görüldüğü dikkate alındığında, katılanın beyanları kabul edilerek sanığın eylemine uyan cebir ve tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Sanık savunmaları, katılan beyanı ve doktor raporları ile tüm dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, sanığın cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli ve 2022/450 Esas, 2022/602 Karar sayılı kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.