Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15.03.2016 tarihinde eser sözleşmesi imzalanmış olduğunu, sözleşmenin 2. maddesine göre davalı tarafından yapımı devam eden 4 Blok inşaatın uygulamalı olarak mermer işlerini taşeron sıfatıyla müvekkilinin gerçekleştireceğini, sözleşmenin 4. maddesine göre uygulama esnasında bağlayıcı malzemelerin işverene ait olduğunu, sözleşmenin 5. maddesine göre ilk 2 bloğun iş bitiminde müvekkilince yapılan işin hesaplanarak, yapılan imalat karşılığında 5538 Ada 19 Parselde kayıtlı 8. Kat güney-batı cephede bulunan dairenin, bedeli 210.000,00 TL kabul edilmek suretiyle müvekkiline verileceğini, yapılan iş bedeli ile daire bedeli arasında fark olması halinde her iki tarafın eksik kalan ya da fazla çıkan tutarı diğer tarafa ödemesinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından yüklenilen 2 bloğa ait mermer işlerinin tamamlanarak en geç 15.04.2018 tarihi itibariyle davalıya teslim edilmiş olduğunu, sözleşme gereği daire tapusunun devrinin istenildiğini, ancak davalının bu talebi reddetmiş olduğunu, sözleşmeye güre müvekkiline devri vaat edilen dairenin yasal olarak devrinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmiş olduğunu, ancak davalı tarafın sözleşmedeki edimini ifa etmemiş olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, eser sözleşmesi kapsamında müvekkilinin gerçekleştirdiği imalat kapsamında 174.050,82 TL'nin % 18 KDV'si ile birlikte, işin teslim tarihi olan 15.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya hiçbir borcu olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir iş ve imalat yaptırmadığını, davaya dayanak gösterilen 15.06.2016 tarihli sözleşmenin dosyaya sunulan nüshası ile müvekkilinin elinde bulunan nüshanın birbirinden farklı olduğunu, bu sözleşmenin Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/4 D. İş dosyasıyla tespiti yapılan adreste yapılacak inşaat için değil, müvekkilinin OSB ... yolunda yaptırdığı 3 Blok işyeri ve 1 Blok çok katlı idari bina için yapılan sözleşme olduğunu, belediyenin onay vermemesi üzerine inşaatın 4 Blok tek katlı iş yeri olarak yapıldığını, çok katlı imar izni verilmemesi nedeniyle bu 4 Blok inşaatta davacının herhangi bir imalatının bulunmadığını, tarafların imzaladığı sözleşmenin 5. maddesinin boş olarak imzalandığını, davacı tarafın sözleşmeyi 596 Pafta 5538 Ada 19 Parselle ilişkili göstermek için sözleşmenin 5. maddesini bu taşınmaz bilgilerini yazarak paraf ettiğini, sözleşmenin 5. maddesindeki imza ve yazıların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkilinin elindeki sözleşmenin bu kısmının boş olduğunu, bu kısmın davacı tarafından sonradan doldurulduğunu, tespit yapılan adresteki mermer imalatının müvekkili tarafından dava dışı 3. kişiye 03.01.2019 tarih ve 0450 numaralı fatura ile yaptırmış olduğunu, fatura tutarının da banka yoluyla ödendiğini, yapılan imalata ilişkin hammade mermer ise müvekkilinin siparişi üzerine ... Mermer Ltd. Şti.'den temin edilerek imalatı yapan firmaya faturalandırıldığını, davacının yaptığını iddia ettiği imalatın sözleşmede yazılı kalemler ile örtüşmediğini, müvekkilinin taşınmazda asansör ve benzeri bir çok yerde granit taş kullandığını, ancak sözleşmede böyle bir iş kaleminin olmadığını, tespit dosyasındaki hesaplamaların hatalı olduğunu, sözleşmede 4 Blok inşaattan bahsedildiğini, ancak tespit yapılan parselde 2 Blok inşaat bulunduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 15.03.2016 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davacı yüklenicinin 4 adet blok yapıda uygulamalı olarak mermer işlerini yapmakla, ilk iki blok için yapılacak iş karşılığında da iş sahibi olan davalının 210.000,00 TL bedel karşılığında daire tapusunu devretmekle mükellef olduğu, sözleşmeye göre taraflar arasındaki iş bedelinin iki blok için KDV hariç 210.000,00 TL olduğu, ancak sözleşme içerisinden, sözleşmenin hangi iş için yapıldığı veya iş sahibinin hangi inşaatında yapılacak olan mermer uygulamasına ilişkin olduğunun incelemelerden anlaşılamadığı, davalının iddiası doğrultusunda dava konusu taşınmazlardaki mermer uygulamalarının başka bir firma tarafından yapıldığının tespiti mümkün olmamış ise de davacı yüklenici faturasındaki malzeme ve metrajlar ile yerinde yapılan tespitlerin örtüştüğü, ayrıca davacı yüklenici tarafından imalat ve uygulamaya yönelik malzeme alımı olduğu, mahkemece alınan imza örnekleri ile sözleşmedeki imza örneklerinin incelemesinden de anlaşılacağı üzere, inceleme konusu sözleşmenin işveren ... San. Tic. Ltd. Şti. ile taşeron olarak yapmak üzere ... Mermer-... arasında düzenlenen sözleşmedeki kaşenin üzerindeki imzanın ...'in elinden çıktığı, davalı tarafından dosyaya sunulan sözleşme suretine bakıldığında ise, sözleşmenin 5. maddesinde taşerona verileceği belirtilen daire bilgilerinin boş bırakılan yerde bulunan yazının ise, davalı şirkette şantiye şefi olarak görev yapan ...'ın elinden çıktığı, davacı şirketin keşif mahallinde dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere A ve B bloklarının mermer işinin davacı firma tarafından davalı adına yapıldığı ve davacı şirketin kendi edimlerini yerine getirerek bilirkişi raporunda belirtilen miktarı hak ettiği anlaşıldığından davanın kabulü ile 204.907,97 TL alacak bedelinin teslim tarihi olan 15.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tazminine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının söz konusu işin tarafından yapıldığını, yasal delillerle ispat edememiş olması ve müvekkilinin işi dava dışı üçüncü kişilere yaptırdığını ispat etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davalı arasında ... Şantiyesi için herhangi eser sözleşmesi mevcut olmadığı gibi yaptığı bir işin de bulunmadığını, yazılı bir delil olmadan farazi tespit ile üçüncü kişinin yaptığı işin sahiplenmesinin hukuken olanak bulunmadığını, aksine davacının talebi üzerine beyanı alınan ...'ın sözleşmenin ... Şantiyesi için düzenlediğini söylediğini, ...'ın şüpheli konumunda olup hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, sözleşmenin 5. maddesinin sonradan doldurulduğunu, üzerindeki imzaların ise, müvekkili şirketin yetkililerine ait olmadığını, hukuk hakimi ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesinin kabul ettiği olguların hukuk mahkemesini bağladığını, sözleşmenin dava konusu iş ile ilgili imzalanmadığını, mahkemenin de sözleşmede hangi iş yerindeki işe ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığının kabul edildiğini, değişik iş dosyasındaki tespit yapılan yerin sözleşmedeki yer olmadığını, müvekkilinin tespit yapılan adresdeki mermer imalatının daha önceden dosyaya sunulan 03.01.2019 tarihli ve 0450 numaralı fatura ile yapıldığı ve bedelinin ödendiğini, yapılan iş ile sözleşmedeki işlerin birbiriyle uyuşmadığını, müvekkilinin işi ...'e yaptırdığını, fatura, banka dekontu hatta ...'in temin ettiği taşlara ilişkin faturanın da dosyada olduğunu, bankaya sorulduğunda ...'e ödemenin neden yapıldığının ortaya çıkacağını, tanık ... beyanında, davalı şirketin muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, işin ...'e verildiğini ve işin onun tarafından yapıldığını, yine tanıklar ... ve ...'ın işin ...'e verildiğini söylediklerini belirterek istinaf incelemesi sonucu talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenicinin yapmış olduğu işlerin karşılığını talep etmiş ise de, davalının akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfetinin davacı yüklenici üzerinde kaldığı, davacı taraf, davalının müteahhitliğini yaptığı inşaatta mermer işlerini yaptığını iddia etmekte olduğundan iddiasını, 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesi hükmü gereği müddeabihin miktarı ve davalı tarafın tanık dinlenilmesi hususunda açık muvafakati olmadığına göre senetle ispat etmek zorunda olduğu, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu iddia olunmuşsa da dayanılan yazılı sözleşmede işin yapılacağı yerin açıkça belirtilmemiş olması, davalı tarafından sözleşmenin dava konusu işe ait olduğunun kabul edilememesi nedeniyle sözleşme ilişkisinin davacı tarafça kanıtlanamadığından ve dava konusu miktar itibariyle de sözleşme ilişkisinin kurulduğu hususuna dair davalı tarafın tanık dinlenilmesine açık muvafakatinin bulunmadığı anlaşıldığından, dinlenen tanık beyanlarına göre de sözleşmenin dava konusu yere ait olduğu da sabit olmadığından yerel mahkemece davanın akdi ilişkinin kanıtlanamaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün doğru olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dosya kapsamında toplanan diğer delillerle de birlikte değerlendirildiğinde dava konusu imalatların davacı tarafından gerçekleştirildiğinin açıkça ortada olduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan tespite göre davacının faturasındaki malzeme ve metrajlar ile yerinde yapılan tespitlerin örtüştüğünü, ayrıca davacı tarafından söz konusu imalat ve uygulamaya yönelik malzeme alımı olduğunun da anlaşıldığını, bilirkişi raporlarında, müvekkilin ortalama çalışan rakamlarının, davacı işyerinin fiilen mermer materyali üretimi ile iştigal ettiğini gösterdiğini, ilgili dönemlerde çalıştırılan sigortalı işçilerin de işin imalat ve yapımı ile uyumlu olduğunu, dava konusu inşaat işini yapacak kapasitede, yapılan işlerin hammaddelerinin stoklarında yeterince bulunduğunu, bunun yanında, bilirkişi raporlarında davalı şirketin söz konusu işi yaptırdığını ve bedelini ödediğini iddia ettiği ... işletmesi tarafından davalı şirket adına düzenlenen 03.01.2019 tarih 450 sıra nolu ve 04.02.2019 tarih 6601 sıra nolu fatura içeriklerinin, yapılan işlerin metrekare miktarları ile dosya kapsamında mevcut 14.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen mermer uygulama miktarlarının birbirine uymadığı, 2016 ve 2018 yıllarında ... Mermer Mad. San. Tic. Ltd. Şti. ile herhangi bir ticari işlemi bulunmadığı, 2017 ve 2019 yıllarında ise, davalı şirketin ... Mermer Mad. San. Tic. Ltd. Şti.’ye inşaat iskelesi satışına ilişkin yevmiye kaydının bulunduğu, hususlarının tespit edildiğini, ... dış cephe imalatı, ... Mermerciliğin traverten yapımı ile iştigal ettiğini, ...'in düzenlediği fatura içeriği ile yapılan işlerin birbiriyle örtüşmediğini, davalının bu iddiasını destekler herhangi bir somut veri de dosya kapsamında bulunmadığını, tanık beyanları ile işin kendileri tarafından yapıldığının ispatlandığını, sözleşmeyi kim tamamlamış olursa olsun, davalının imzalayarak bu tamamlama işlemine onay verdiğini, bu durumun sözleşmenin geçerliliğine herhangi bir etkisi olmayacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca iş bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371. maddeleri, aynı kanunun 225-239 maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri,
1. Taraflar arasındaki yazılı sözleşmede işin yapılacağı yer net olarak tarif edilmemiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin varlığı sabittir. Dosya arasında mevcut davacı tanıkları ifadelerinde, sözleşme konusu mermer işini davacı ...'nin işçileri olarak bizzat yaptıklarını, hatta davalı şantiye şefi ...'un talimatlarını da dikkate alarak işi yapıp tamamladıklarını beyan etmişlerdir. Öte yandan davalı bu işi başkasına yaptırdığını somut delillerle ispat edemediği, kaldı ki davacı taşeron ile davalı yüklenici arasındaki ilişkide taşeronun işi yapan yüklenici sıfatı bulunduğu da gözetildiğinde Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre aksi ispatlanamadığı sürece yüklenicinin (taşeron davacının) sözleşme konusu işi yaptığı karine olarak kabul edillir. Bu karinenin aksini kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle davalı ispat edemediğinden davanın kabulü gerekirken davanın reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğru olmamış, açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.