Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemenin 26.03.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli ilamı ile taşınmazın 5216 sayılı Kanun'un geçici ikinci maddesi kapsamında kalıp kalmadığı araştırılıp, kaldığının anlaşılması halinde 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle bozma kararı verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ile 51 inci maddeleri uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık hakkında daha ağır bir ceza verilmesi gerektiğine yöneliktir.
Sanığın, kaçak bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkeme, tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir.
Sanık ve tanık olarak dinlenen babasının binayı 2008 yılında yaptıkları yönündeki savunması, alınan bilirkişi raporunda, binanın yapım yılına dair bilimsellikten ve teknik verilerden uzak bir biçimde tahmine dayalı bir görüş bildirilmiş olması ve yapım tarihinin dava zamanaşımının tespiti açısından zorunluluk arz etmesi karşısında, taşınmazın bulunduğu yere dair suç tarihi ve öncesini kapsar bir şekilde yıllara göre güncellenmiş hava fotoğraflarının belediye veya diğer ilgili kuruluşlardan temin edilmesi, binaya ait elektrik, su ve telefon aboneliklerinin hangi tarihte oluşturulduğunun saptanması, binanın yapım tarihine dair kolluk araştırması yapılması, bina komşuları kamu tanığı olarak dinlenerek binanın yapım tarihi konusunda görgülerinin sorulmasından sonra gerektiğinde mahallinde yeniden keşif ve uzman bilirkişi incelemesine gidilerek, binanın yapım tarihinin bilirkişiye tespit ettirilip, binanın eskime, yıpranma, kabarma, dökülme ve korozyon durumları gibi yıpranma oranını içeren teknik verilere göre bilirkişiden ek rapor alınarak yapım tarihinin kesin olarak tespit edilip, tüm deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.