Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, nakil aracının plakasının ... olduğuna, re'sen gözetilecek nedenlerle usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği, haksız ve yersiz şekilde ceza verildiğine, lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiğine, suçun zamanaşımına uğradığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve hükmün bozulmasına ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihinde saat 08.10 sıralarında Hacıpaşa Hudut Karakolu sorumluluk sahasında 22-23 numaralı hudut kazıkları arasında kule nöbetçilerinin gözetleme faaliyeti esnasında, 1. derece askeri yasak bölgede Suriye istikametinden Türkiye istikametine Asi Nehri üzerinden bir şahsın bidonlarla geçtiğinin tespit edildiği, mobil yol kontrol unsuru olan "..." aracının olay yerine intikal ederek şahsa "Dur" ihtarında bulunduğu, ihtara uyulmaması üzerine havaya 4 el uyarı ateşi açıldığı, bunun üzerine şahısların yükleme yapılan aracı bırakarak Suriye istikametine kaçarak gözden kaybolduğu, olay yerinde yapılan arama tarama faaliyetleri neticesinde, sanığa ait ... plakalı araç içerisinde bulunan 50 adet bidonda toplam 3000 litre gümrük kaçağı motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Mahkeme kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ile suçta kullanılan nakil aracının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükmün; sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bendinde yer alan "MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNİN UYGULANMASINA" ifadesinden önce gelmek üzere "hapis cezası yönünden" ifadesinin eklenmesi ile suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine ilişkin bendinden "54/4" ifadesinin çıkartılarak yerine "54/1" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.