Esastan ret
BİRLEŞEN DAVA: Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/148 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 26.09.2014 tarihinde halsizlik ve hafif karın ağrısı şikayeti ile Trabzon Kanuni Hastanesine müracaat ettiğini, yapılan tetkik ve muayeneler sonucu Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittiğini, dava dışı Doç. Dr. .... ile Dr. ...'ın Trabzon Kanuni Hastanesi ve Trabzon Çukurçayır Sağlık Ocağında yapılan tahlilleri inceleyerek ve kendileri tahlil yapmadan davacının kalbinde kitle olduğu ve kalp ameliyatı olması gerektiğine karar verdiklerini, reşit davacının ameliyat olmak istememesi üzerine davacının babasını hastaneye çağırdıklarını ve davacının ameliyat olmaz ise öleceğini söyleyerek ameliyat izni aldıklarını, davacının izni olmadan vücut bütünlüğüne yapılan müdahalenin hukuka aykırı olduğunu, ameliyattan sonra davacının 12-13 saat uyanmaması üzerine yapılan tetkiklerde davacının beyninin anadamarında pıhtı attığının tespit edildiğini, davacının yaşanan olaylar nedeniyle 1 yıl fizik tedavi gördüğünü sonrasında mahkemece kısıtlanarak vesayet altına alındığını, davacının bitkisel hayatta olmasının ve %100 sakat kalmasının ameliyat sonucu olduğunu, hastanede ameliyat ve tedaviler için alınan izinlerin hiçbirinin davacıya ait olmadığını, davacıyı ameliyat eden dava dışı doktorların davalı ... şirketleri tarafından Tıbbi Kötü Uygulama Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandıklarını beyan ederek davacı için 400.000,00 TL manevi tazminat, 5.000,00 TL geçici–sürekli sakatlık–işgörememezlik zararı tazminatı ve 5.000,00 TL refakatçi–bakıcı giderinin–zararı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...Ş.’nin müvekkili ...’ün 26.09.2014 tarihli ameliyatta sakat kalmasına sebebiyet veren Dr....’na tıbbı kötü uygulamaya ilişkin sigorta yapan şirket olduğunu, reşit olan davacının ilkokul mezunu olan babasının ameliyat olmazsa öleceği beyanı ile ikna edilerek ameliyat izin ve rıza belgesi aldıklarını, ameliyat sonrası davacının beyin ana damarının pıhtı attığını ve hayat boyu bitkisel hayatta kalabileceğinin öğrenildiğini, bu nedenlerle davacı için 300.000,00 TL manevi tazminatın, 5.000,00 TL geçici sürekli sakatlık iş göremezlik zararının tazminatının ve 5.000,00 TL refakatçi-bakıcı giderinin zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili asıl dava dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; dava dışı Dr. ...'ın 04.08.2014–04.08.2015 tarihleri arasında Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalının tıbbın gerektirdiği azami beceriyi gösterdiğini ve yapılabilecek en iyi tedaviyi yaptığını, aksini davacının kanıtlaması gerektiğini, davacı tarafın tazminat taleplerinin dayanaksız ve fahiş olduğunu, tazminat hakkının doğabilmesi için hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili asıl ve birleşen dava dosyasına ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; dava dışı Dr. ...’ın dava konusu olay tarihi olan 26.09.2014 tarihi itibariyle müvekkili şirketin sigortalısı olmadığını, sigorta süresi dışında yapılan tıbbi müdahalenin poliçe kapsamı dışında olduğunu, dava dışı Dr. ...'ın dava konusu olay tarihinde bir prim ödemesi bulunmadığını, dava konusu olayda davacıda meydana gelen sonuç ile dava dışı doktorun tıbbi uygulaması arasında bir illiyet kurulamadığını, dava dilekçesinde talep edilen tutarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Asıl dava davalısı Allianz Sigorta A.Ş. cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının ameliyatını yapan hekimlerin dava konusu cerrahi operasyonu modern tıp bilimi kapsamında tam ve doğru bir şekilde icra ettikleri, yapılan operasyon için gerekli bilgilendirme ve rıza alımının davacı davacı ...'e imzası mukabilinde yapıldığı, davacının maluliyetine sebebiyet veren, beyne pıhtı atmasında operasyonu yapan hekimlerin kusurunun bulunmadığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının rızası alınmadan, ameliyat ve riskleri hakkında yeterli bilgilendirme yapılmadan ameliyata alınması sonucunda beynine pıhtı atarak ömür boyu sakat kaldığını, anestezi formunda bulunan imzanın sahte olduğu ve davacıya ait olmadığını, bu kapsamda yapılan işlemlerin tamamen hukuka aykırı olduğunu, onay formlarında bulunan imzaların sahte olduğuna dair grafoloji ve sahtecilik uzmanından rapor alındığını, ancak raporda bir çok imzada hataya düşülmüş olması nedeniyle ATK'dan imza incelemesine dair yeniden rapor aldırılması talep edilmiş ancak mahkemece bu taleplerinin reddine karar verildiğini, mahkemece bu dava dosyası ile hiçbir bağlantısı bulunmayan Trabzon İdare Mahkemesinin 2016/212 E. sayılı dosyasından verilen ret kararını gerekçe alarak davanın reddine karar verdiğini, mahkemece yapılan yargılamada davacının vücuduna yapılan müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı hususunda inceleme ve değerlendirme yapmaksızın sadece yapılan müdahale sonucunda ortaya çıkan komplikasyonlar hakkında yargılama yaparak karar vermesinin hukuk aykırı ve hatalı olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, zararlı sonucun komplikasyon olması, hekimlerin bu sonucun ortaya çıkmasını engelleyemeyecek olması, hastanın aydınlatılmış rızasının (onamının) alındığı birlikte değerlendirildiğinde davalı hekimlerin (ve dolayısıyla sigortacılarının) meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, tıbbı kötü uygulamadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.