1- İlk derece mahkemesince, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında taraflar arasında 31.03.2006 tarihli sözleşme düzenlendiği, sözleşme gereğince ödenmesi gereken damga vergisi ile ilgili davacının sorumluluğunu davalının üstleneceğine dair bir hüküm olmadığı, davacının sorumluluğunda olan verginin davalıya rücu edilmesini gerektiren maddi ve hukuki bir neden bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/4422 Esas, 2019/566 Karar sayılı ilamıyla ve davacı yüklenicinin tahakkuk ettirilip ödediğini iddia ettiği damga vergisi ve cezaları ile ilgili tüm dilekçe, tutanak, sözleşme ve belge suretlerinin Kavaklıdere Vergi Dairesi'nden getirtildikten sonra vergi mevzuatı konusunda uzman bilirkişiden davacının taraflar arasında müteselsil sorumluluktan kaynaklanan rücu talebi 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 3,22,24 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddelerine göre değerlendirilip, davacının davalıdan rücuen istemekte haklı olduğu damga vergisi miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4- İlk Derece Mahkemesi'nin bozma üzerine verdiği davanın kısmen kabulüne, davalının 142.854,66 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine ilişkin karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilâmının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; HMK’nın 145. maddesi uyarınca Kanunda belirtilen sürelerden sonra tarafların delil göstermesinin mümkün olmamasına göre davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz eden ilgiliden alınmasına, 06.06.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.