Katılan Bakanlık vekilinin kanuni süresinden sonra temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (c) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve
109 maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2019 tarihli ve 2018/135 Esas, 2019/64 Karar sayılı kararı ile sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca verilen kararın Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 2019/1642 Esas ve 2021/648 kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Katılan mağdurenin yıllarca aynı suça maruz kaldığına, sanığın üvey baba olması nedeniyle katılan mağdurdan suçun ispatı için kesin delil ibraz etmesinin beklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağına, sanığın katılan mağdureye karşı 2012-2016 yılları arasında cinsel tutum ve davranışlar sergilediğine, 2016 yılında müvekkilinin, başkaca herhangi bir geçerli sebep olmadan velayeti halen annesinde olmasına rağmen öz babası ve ablasının yanına taşındığına, katılan mağdure, sanık tarafından tehdit edildiği ve korkutulduğu için yaşadığı olayları kimseye anlatamadığına, annesi ile tartıştığı için evden ayrıldığını belirttiğine, katılan mağdurenin okulda öğretmenlerine yazdığı bir not kağıdı ile soruşturmanın başladığına, dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, katılan mağdurenin ÇİM'de alınan beyanında, sanığın cep telefonundan internete girerek porno filmler açıp bu filmleri kendisine izlettirdiğini beyan etmesine karşılık, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi amacıyla Mahkemenin re'sen araştırma yükümlülüğü olmasına rağmen bu konuda herhangi bir araştırma yapmadığına, İlk Derece Mahkemesinin eksik inceleme ile karar verdiğine, tanık Pınar'ın katılan mağdurenin bir kısım beyanlarını doğruladığına, katılan mağdurenin annesinin olayların üstünü örtmek ve durumu yumuşatmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğuna, katılan mağdurenin aşamalarda 2012 senesinden itibaren suça maruz kaldığını beyan ettiğine, hastane kayıtlarından katılan mağdurenin ilk olarak 2012 senesinde tedavi görmeye başladığının anlaşıldığına, bu durumun katılan mağdurenin bu tarihten itibaren sanığın cinsel eylemlerine maruz kaldığı yönündeki anlatımlarını doğruladığına ilişkindir.

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında temyiz süresinin on beş gün olduğu nazara alındığında katılan Bakanlık vekiline kararın 01.05.2021 günü tebliğ edildiği ve katılan Bakanlık vekilinin on beş günlük kanuni süresinden sonra sunduğu 24.05.2021 tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdure vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin on beş günlük kanuni süresinden sonra hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye farklı sebeple uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.