HÜKÜMLÜ
İtirazname No: 2015/63178
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 3. Ceza Dairesi
Sanığın 24.12.2010,13.01.2011,15.02.2011 ve 20.03.2011 tarihli eylemleri yönünden silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etme ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, 13.01.2011 ve 15.02.2011 tarihli eylemelere ilişkin olarak silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarına yönelik açılan kamu davası bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine; 24.12.2010 ve 20.03.2011 tarihli eylemler bakımından silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. ile Türk Ceza Kanunu’nun 62/1,53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 ay hapis; direnme suçundan 2911 sayılı Kanun'un 23/b maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 32/1, TCK'nın 62/1,53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 ay hapis; silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ise TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yolmasıyla aynı Kanun’un 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5 ve TCK’nın 62,53,58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahkûmiyete ilişkin hükümler bakımından hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Diyarbakır (Kapatılan) 5. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile yetkili ve görevli) verilen 06.12.2011 tarihli ve 249-495 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.12.2013 tarih ve 8825-17082 sayı ile;
"…
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 85. maddesiyle TCK'nın 220/6. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
…
Sanığa yüklenen suçların tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının 'b' bendinde yer alan 'kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir' şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininin gerekmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda dosyanın devredildiği Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince 31.12.2014 tarih ve 110-343 sayı ile sanık hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçlarından açılan kamu davalarının 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 1/b maddesi uyarınca kovuşturmalarının ertelenmesine, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 3713 sayılı Kanun'un 2/2. ve TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yolmasıyla aynı Kanun’un 314/2, 220/6, TMK'nın 5, TCK’nın 62,53,58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin verilen hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 27.02.2019 tarih, 1093-1323 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir.
Daire Üyesi Y. H. Doğan; "...TMK'nın 4. maddesinde sayılmayan bir suçun örgüt adına işlenmiş terör suçu kabul ederek ayrıca örgüt üyeliğinden cezalandırılmasına karar verilmesi ‘suçta ve cezada kanunilik ilkesi’ne (kanunsuz suç ve ceza olmaz) aykırıdır. İkinci aykırılık unsuru ise toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bu hakkını kullandığını düşünen kişinin kanunda ‘ulaşılabilir ve öngörülebilir’ şekilde düzenlenmeyen TCK'nın 220/6 ve 314/3. maddeleri delaletiyle TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen terör örgütü üyesi olarak cezalandırılması yoluna gidilemez. Üçüncüsü, şiddet eylemi tespit edilemeyen kişinin ihtara rağmen dağılmama eylemi, toplanma özgürlüğü hakkının özünü zedeleyecektir." düşünceleriyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.06.2019 tarih ve 63178 sayı ile; "…Kovuşturma yapamayan mahkemenin, örgüt adına işlediği iddia olunan ve 6352 sayılı Yasa 1. madde kapsamında kalan suçlar yönünden suçun unsurlarının varlığına ya da yokluğuna dair bir tespitte de bulunamayacağı, işin esasına girmeden atılı suçtan beraat hükmü verecek durumda olsa dahi kovuşturmanın ertelenmesine karar vermesi gerektiği, bu nedenle kovuşturmanın ertelenmesine dair kararların örgüt adına işlenmiş bir suçun varlığının kabulüne esas alınamayacağı, esasen kovuşturma şartının gerçekleşmediği hâllerde de düşme kararı verileceğinden, örgüt adına suç işlediği iddia olunan kişinin örgüt adına işlendiği iddia olunan suç yönünden yargısal bir tespitin de yapılamayacağı gözetildiğinde, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçunun temelsiz kalacağı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 09.12.2021 tarih, 937-10530 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIĞI KONUSU
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; silahlı terör örgütünün propadandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesine muhalefet etme suçlarından kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi durumunda, sanık hakkında örgüt adına suç işleme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
PKK silahlı terör örgütüne müzahir internet sitesi ve televizyonlarda eylem çağrılarının yapıldığı,
24.12.2010 tarihli olay tutanağına göre; saat 13.00 sıralarından itibaren Batman Belediye Çay Bahçesi ile Barış ve Demokrasi Partisi önünde toplanmaya başlayan ve çevre mahallelerden belediyeye ait otobüsler vasıtasıyla getirilen vatandaşların katılımıyla yaklaşık 1500 kişilik bir grubun Diyarbakır Caddesini yaya ve araç trafiğine kapatarak Sanat Sokağına kadar yürüyüşe geçtikleri, grubun ön tarafında yaklaşık 300x150 cm ebatlarında Kürtçe olarak; "Em Li Vina Xwe Xwedi Derdıkevin Rexıstına Bajere Partiya Aşti U Demokrasiye Elih-İrademize Sahip Çıkıyoruz (Barış ve Demokrasi Partisi Batman İl Örgütü)" ile Türkçe olarak; "İrademize Sahip Çıkıyoruz BDP Batman İl Örgütü" ibareli pankartların, ayrıca katılımcıların ellerinde söz konusu operasyonlarda yakalanan şahısların kelepçeli olarak çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu, grubun ön tarafında BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, BDP Batman İl Başkanı Saadet Becerekli ile parti yöneticileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin bulunduğu ve gruba öncülük ettiklerinin görüldüğü, yürüyüşe başlayan grup tarafından yürüyüşün başlangıcından itibaren PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve ... lehine; "Biji Serok Apo (Yaşasın Önder Apo), Öcalan Öcalan, PKK Halktır Halk Burada, Batman Uyuma İradene Sahip Çık, Be Serok Jiyan Nabe (Öndersiz Yaşam Olmaz), Direne Direne Kazanacağız, Baskılar Bizi Yıldıramaz!" şeklinde sloganların atıldığı, yürüyüş esnasında grubun arka tarafından cadde ortasına Belediye kavşağında bir adet, Basın kavşağında da bir adet olmak üzere iki adet molotof kokteylinin atıldığı, atılan bu molotoflar sonucu herhangi bir zararın meydana gelmediği, grubun Sanat Sokağına geldiği sırada yine grup içerisinde bulunan şahıslar tarafından taşlı saldırılarda bulunulduğu ve bu saldırıların da büyümeden önlendiği, Sanat Sokağında gruba Batman Belediye Başkan Yardımcısı .... ve ..... tarafından konuşmalar yapıldığı, basın metnini ise .... isimli şahsın okuduğu, yapılan bu konuşmalar ve basın açıklaması sırasında grup tarafından yine yasa dışı sloganlar atıldığı, konuşmaların sona ermesini müteakip peyderpey ve küçük gruplar hâlinde tekrar BDP İl Binasına doğru Diyarbakır Caddesini takiben yürüyüşe geçen grup içerisinden TOMA aracına molotof kokteyli atıldığı, Şehit ..... Polis Merkez Amirliğine ise taşlı saldırıda bulunulduğu ancak herhangi bir zararın meydana gelmediği, sanığın söz konusu eyleme katıldığı, yasa dışı slogan atan grubun içerisinde bulunduğu, "Biji Serok Apo!" ve "Kürdistan Faşizme Mezar Olacak!" şeklindeki sloganlara elleriyle alkış tuttuğu, slogan attığı ve gruba destek vererek bütünleştiğinin güvenlik güçlerince çekilen kamera görüntülerinden tespit edildiği,
PKK silahlı terör örgütüne müzahir "www.firatnews.org" isimli internet sitesinde 19.03.2011 tarihli ve "Komalên Ciwan: Gençlik Rolünü Oynayacak" başlıklı haber ile eylem çağrılarının yapıldığı, 20.03.2011 tarihinde yapılacak olan Nevruz kutlamaları ile ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Batman İl Başkanı olan ..... başkanlığında oluşturulan Tertip Komitesi tarafından Valilik Makamına 15.03.2011 tarihli dilekçe ile saat 10.00 ve 17.00 arasında Batman ili, Hilal Mahallesinde (Yeni Otogar Yanı) bulunan boş alanda, .... isimli sanatçılar ve.... isimli grubun katılımı ile "Nevruz Kutlama Etkinliği" adı altında açık hava toplantısı (miting) düzenleme talebinde bulunulduğu, Batman Valiliğinin 17.03.2011 tarihli ve 230 sayılı olurları ile izin verildiği, hafta başından itibaren tertip komitesi tarafından bastırıldığı anlaşılan "Newroz’a Davet" başlığı altında dağıtılan el ilanları ile yapılacak olan etkinliğe vatandaşların davet edildiği,
20.03.2011 tarihli olay tutanağına göre; saat 09.00 itibarı ile etkinliğin başladığı, bazı katılımcıların leşker olarak tabir edilen kıyafetlerden giyindikleri, etkinlik öncesi alanda bulunan platform üzerinde, "Ji Bo Jiyaneki Bi Rumet An Azadi An Azadi (Onurlu Bir Yaşam İçin Ya Özgürlük Ya Özgürlük), Vina Azad Nasnameya Azad Xweseriya Demokratik (Özgür İrade Özgür Kimlik Demokratik Özerklik)" şeklinde pankartların açıldığı, saat 10.25 itibarıyla Nevruz alanına açılan İpekyolu Caddesi'nden sayıları yaklaşık 100 kişiyi bulan ve aralarında yüzlerini tanınmamak için kapatan şahısların da bulunduğu kalabalık bir grubun "Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo), Gençlik Aponun Fedaisidir, İntikam İntikam, Şehit Namırın (Şehitler Ölmez), Baskılar Bizi yıldıramaz, Cejna Te Pîroz Be Ey Serok Apo (Bayramın Kutlu Olsun Ey Başkan Apo), An Azadi An Azadi (Ya Özgürlük Ya Özgürlük)" şeklinde yasa dışı sloganlar eşliğinde Nevruz alanına girdikleri, saat 10.30 sıralarında sunucunun "Devrim şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşunda bulanacağız" şeklindeki anonsu üzerine alanda bulunan kalabalığın hep birlikte zafer işareti eşliğinde saygı duruşunda bulunduğu, mitingin başladığı esnada kamera görevlileri için ayrılan yerde bulunan güvenlik güçlerinin kalabalık tarafından taşlanmaya başlanıldığı, grup tarafından bu esnada yine yoğun bir şekilde PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve elebaşısı ... lehine sloganlar atıldığı, saygı duruşunun ardından kalabalık gruba yönelik olarak BDP Batman İl Başkanı ..... tarafından Kürtçe olarak bir konuşma yapıldığı, daha sonra da sunucular ..... ve .... tarafından Kürtçe şiirler okunduğu, şiirlerin ardından saat 11.00 sıralarında sanatçı Halit Bilgiç tarafından Kürtçe ve Türkçe olarak müzik parçaları seslendirildiği, Halit Bilgiç isimli sanatçının müzik parçalarını seslendirmesinin ardından alanda Nevruz ateşi yakıldığı, bu esnada sunucular tarafından kalabalık grubun Kürtçe ve Türkçe yapılan anonslarla 28.03.2011 günü Siirt ilinde bulunan Kasaplar Deresine gitmek üzere davet edildiği, etkinlik boyunca alanda bulunan grup tarafından yoğun bir şekilde yasadışı sloganlar atıldığı, bazı şahıslar tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün oluşumlarından olan Demokratik Konfederalizmi (KCK), Kürdistan Demokratik Birliklerini (YDK) simgeleyen bez parçaları, ... ve örgüt mensupları ..., Agit kod isimli ... ile ...'in posterlerinin açıldığı, bazı katılımcıların üzerlerine (A), (P) ve (O) harflerinin basılı bulunduğu tişörtleri giydikleri ve terör örgütünün propagandasını yapan örgütsel içerikli müzik parçalarının çalındığı, BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, konuşmasını bitirdikten sonra saat 13.15 sıralarında kalabalığa yönelik; "Programımız bitti. Hep birlikte Özgürlük Çadırına yürüyeceğiz!" şeklinde anons yapması üzerine kalabalık gruptan ayrılan ve otogar istikametinde ilerleyen yaklaşık 100 kişilik bir grup tarafından atılan taşlar sonucu Yeni Otogar yanında bulunan İl Jandarma Komando Tabur Komutanlığına ait araçlarda maddi hasarın meydana geldiği, Batman İl Emniyet Müdürlüğüne yapılan telefon ihbarının değerlendirilmesi sonucu konu ile ilgili olarak Yavuzselim Mahallesinde park hâlinde bulunan 72 AK 979 plaka sayılı Ford Transit marka minibüsün içerisinde Cumhuriyet savcısınca verilen yazılı emir üzerine yapılan aramada yine bu olaylar sırasında kullanılacağı değerlendirilen atıma hazır vaziyette toplam 114 adet molotof kokteyli, 240 adet havai fişek ve 2 paket lastik eldivenin elde edildiği, grubun güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflu saldırıya başlaması üzerine gruba TOMA ve panzerler ile su ve göz yaşartıcı gaz sıkılarak müdahalede bulunulduğu, grubun içerisinde bulunduğu güvenlik güçlerince tespit edilen şahısların dağılma esnasında ara sokaklara koşmaları üzerine yakalama amaçlı yapılan çalışmalarda Batman ili, Atatürk Parkı önünde grup içerisinde güvenlik güçlerince takibe alınan şahıslardan olan sanığın güvenlik güçlerince yakalanarak gözaltına alındığı,
13.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; 24.12.2010 tarihli eylemde sanığın, görüntü videosunun 00: 00-00: 31 saniyeleri arasında toplanan grup içerisinde yer alarak; "Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo), Kürdistan Faşizme Mezar Olacak!" şeklinde slogan atarak, atılan sloganlara alkış ile tempo tuttuğu, boynunda siyah beyaz renkte puşi bulunduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanıklar ..., ..., ... benzer nitelikteki ifadelerinde aşamalarda; yakalama tutanağı içeriği doğru olduğunu, görevi gereği benzeri pek çok gösteride bulunduğunu, bu tür gösterilerde grup içerisinde yer alan her bir şahsın tam olarak ne yaptığının birebir gözlemleyemediklerini, buna imkânlarının da bulunmadığını, kalabalık hâlde olan grubun genel davranış biçimini gözlemlediklerini, olay tarihinde sanığın grup içerisinde bulunduğunu, gruptakilerin yasa dışı sloganlar attığı, taş, sopa, molotof kokteyli kullandıklarını, grup içerisinde olduğunu teşhis ettikleri sanığın ise tam olarak ne yaptığını gözlemlemelerinin mümkün olmadığını, grup dağılırken kaçan şahıslardan olan sanığı yakaladıklarını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık aşamalarda; teknik bilirkişi raporunun ve tutanak tanıklarının beyanlarının aleyhine olan kısımlarını kabul etmediğini, 15.02.2011 ve 20.03.2011 tarihli gösterilere kesinlikle katılmadığını, 20.03.2011 tarihinde evden saat 08.30'da ayrıldığını, saat 09.30 sıralarında Nike isimli spor markasının düzenlediği maça katıldığını, saat 16.30'a kadar ise diğer maçları takip ettiğini, daha sonra arkadaşları ile birlikte dolmuşa bindiklerini, Atatürk Parkının bulunduğu yerde indiğini, eve giderken polislerin kendisini gözaltına aldıklarını, 24.12.2010 tarihindeki görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu, herhangi bir suç işlemediğini, 13.01.2011 tarihinde Batman Belediye Başkanı ...'ın tutuklanması üzerine Batman Otogarında çalışması nedeniyle oradan arkadaşları ile protesto amacıyla söz konusu etkinliğe katıldığını, herhangi bir şekilde örgütsel amaçlı toplantıya katılmadığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusuna ilişkin düzenlemeler suç tarihi itibariyle şöyledir:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
"Düşünce ve kanaat hürriyeti
Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.",
"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.",
"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
Madde 34. Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir...",
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
"İfade özgürlüğü
Madde 10
1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.",
"Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü
Madde 11. Herkes, asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir",
2911 sayılı Kanun
"Tanımlar
Madde 2 . ...Gösteri yürüyüşü; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzel kişiler tarafından kanun çerçevesinde düzenlenen yürüyüşünü ifade eder.
Madde 3. Herkesin önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre şiddet veya silah kullanmadan kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla gösteri veya toplantı yürüyüşü düzenleyebilir.",
"Direnme
Madde 32– Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur...",
"Yasaklara aykırı hareket"
Madde 28. Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır...",
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu
"Terör örgütleri
Madde 7– Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.
Terör örgütünün propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan (...) yayın sorumluları hakkında da bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, yayın sorumluları hakkında, bu cezanın üst sınırı beşbin gündür. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması.
b) Terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde, örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılması ya da terör örgütüne ait amblem ve işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.
İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur.",
5237 sayılı TCK
"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
...
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
...
(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.",
"Silâhlı örgüt
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
6352 sayılı Kanun'un "Dava ve cezaların ertelenmesi" başlıklı Geçici 1. maddesi;
"1) 31.12.2011 tarihine kadar basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a) Soruşturma evresinde, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171'inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine,
Karar verilir.
2) Hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur.
3) Mahkûmiyet hükmünün infazı ertelenen kişi hakkında bu mahkûmiyete bağlı olarak herhangi bir hak yoksunluğu doğmaz. Ancak bu kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlemesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen mahkûmiyet hükmüne bağlı hukuki sonuçlar kişi üzerinde doğar ve ceza infaz olunur.
4) Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesi hâlinde erteleme süresince ceza zamanaşımı durur, kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi hâlinde, erteleme süresince dava zamanaşımı ve dava süreleri durur.
5) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması hâlinde dahi, bu madde hükümleri uygulanır.
6) Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı verilmiş mahkûmiyet hükmünün infazının tamamlanmış olması hâlinde bu mahkûmiyet hükmüne bağlı yasaklanmış hakların 25.5.2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun 13/A maddesindeki şartlar aranmaksızın geri verilmesine karar verilir.
7) Bu madde hükümlerine göre verilen kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararları adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
8) Bu madde hükümlerine göre kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararlarının verildiği hâllerde, bu suçlar 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun erteleme ve tekerrüre ilişkin hükümlerinin uygulanmasında göz önünde bulundurulmaz." hükmü yer almaktadır.
Madde gerekçesi ise şu şekildedir; "Temel hak ve hürriyetlerden kabul edilen ifade ve basın özgürlüğü, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilemez bir hak kabul edilmektedir. İleri demokrasilerin 'olmazsa olmaz şartı' olan ifade ve basın hürriyeti, birçok hak ve hürriyetin temeli, kişisel ve toplumsal gelişmenin kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, ifade hürriyeti, birçok uluslararası belgeye konu olmuş, Anayasamızda da ayrıntılı düzenlemelere tâbi tutulmuştur. Bu özgürlüğün kullanım araçlarından biri de basın yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıdır. Bu araçların, amacına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri bakımından korunmaları demokratik toplumlarda asıl olup, bu anlamda basın ve yayın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılarak ve güvenceler sağlanarak, haber ve düşünceyi özgür kılmak hedeflenmektedir. Bu nedenle, basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların infazının ertelenmesine ilişkin bazı düzenlemeler yapılması toplumsal barışın sağlanması ve sürdürülmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır.".
İfade özgürlüğü, gerek kadim medeniyetimizin temel kurucu felsefesi ve teorik metinleri gerekse çağdaş demokrasiler açısından tartışmaya mahal bırakmayacak önemi haiz, onurlu insan/eşrefi mahlukat olmanın zaruri ve asgari gerekliliği iken, trajik bir biçimde insanlık tarihinin en zor ve en uzun süren, ne yazık ki belli ölçüde sürmeye de devam edegelen hak mücadelelerinden birisidir.
Anlamsız kin ve nefret duygularını körüklemedikçe, açıkça şiddete ve suç işlemeye teşvik etmedikçe, başkalarının kişilik haklarına açıkça saldırı niteliği taşımadıkça her hâlde kişinin kendini gerçekleştirme ve demokratik toplumun gelişmesine katkı sunması bağlamında değerlendirilmesi mümkün olan her düşüncenin, kural olarak özgürce ve demokratik her usulle açıklanması en temel haktır.
"Toplantı özgürlüğü ile bu özgürlük kapsamında düşüncelerini ifade etme hakkı, demokratik bir toplumun temel değerlerini oluşturmaktadır. Demokrasinin özünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini reddetme durumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal tedbirler -yetkililere göre kullanılan ifade ve bakış açıları şaşırtıcı ve kabul edilemez görünebilir; ayrıca söz konusu gereklilikler yasadışı da olabilir- demokrasiye zarar vermekte ve hatta sık sık demokrasinin varlığını tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda kurulu düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirler; toplantı özgürlüğü uygulanırken diğer yasal araçlarla da kendini ifade edebilme imkânı sunmalıdır." (AİHM'nin "Gün/Türkiye" kararı, 18.06.2003, Başvuru Numarası: 8029/07) "Önceden izin alınmamış olsa bile barışçıl bir şekilde yapılan gösterilerde kolluğun bir miktar tolerans göstermesi gerekmektedir." (AİHM'nin "Oya Ataman/Türkiye" kararı, 05.12.2006, Başvuru Numarası: 74552/01).
Bu cümleden olarak gösteri yürüyüşü hakkının, ifadenin kolektif bir açıklanma yöntemi olduğunda ve gerek 2911 sayılı kanunun 32. maddesinde düzenlenen (pasif) direnme gerekse 3713 sayılı TMK'nın 7/2. maddesinde yer alan terör örgütünün propagandasını yapma suçlarının tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığında kuşku yoktur (CGK, 27.2.2018 tarihli ve 628-77,22.5.2018 tarihli ve 195-225 sayılı kararları).
Keza, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına terör örgütünün propagandasını yapma veya 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işleyenler hakkında, 5237 sayılı Kanunun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmez (3713 sayılı TMK madde 7/son fıkra).
Bu durumda terör örgütünün propagandasını yapma suçu, örgüt adına işlense de failin ayrıca suç tarihinde mer'i hâliyle TCK'nın 314/3. maddesi delaletiyle 220/6. ncı fıkrasında düzenlenen örgüt adına suç işleme suçundan da cezalandırılması yasal olarak mümkün değildir.
O hâlde tartışma esas itibariyle 2911 sayılı kanunun 32. maddesinde düzenlenen (pasif) direnme suçunun örgüt adına işlenmesi durumu ile ilgilidir.
Öncelikle Anayasa'nın, "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir..." şeklindeki 34. maddesi ile 2911 sayıl kanunun, "Herkesin önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre şiddet veya silah kullanmadan kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla gösteri veya toplantı yürüyüşü düzenleyebilir." biçimindeki 3. maddeleri sarahati karşısında, kural olarak herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma hakkına sahip olduğundan; yasak yöntem ve materyallerle katılma halleri (33. madde gibi) müstesna olmak kaydıyla önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüne sırf katılmış olmak 2911 sayılı Kanun'a göre suç değildir. Hâl böyle iken, 3713 sayılı TMK'nın 7/son fıkrasında geçen; "Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına;...2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işleyenler hakkında, 5237 sayılı Kanunun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmez." hükmünün, uygulamada ciddi sorunlar çıkardığı görülmektedir. Esasen kanun vazıının, suç teşkil etmeyen bir fiilin (gösteri yürüyüşüne sırf katılmak) ya da seçimlik hareketlerden yalnız birinin (düzenlemek veya yönetmek fiillerine iştirak etmek/katılmak), ifade özgürlüğü bağlamında kabul edilip terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu bakımından öncü suç olarak değerlendirilemeyeceğini kastetmediği çok açıktır. İhtilafla ilgisi bakımından şu kadarı var ki; tarihi süreç içinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin suçlarla ilgili olarak parlamentonun konuyu ifade özgürlüğü lehine müncer olan bir hukuk rejimine tabi tuttuğu vakıadır. (2911 sayılı Kanun'a 22/7/2010 tarihinde 34/A maddesinin eklenmesi, 3713 sayılı Kanunun 7. maddesine, 11/4/2013-6459/8 maddesi ile ek enen son fıkra gibi). Nitekim 6352 sayılı Kanun'un konu ile ilgili geçici birinci maddesi de bu eğilimin bir tezahürüdür (Madde gerekçesine bakınız).
Diğer taraftan 6352 sayılı Kanun'un, konu ile ilgili geçici birinci maddesinin; sarahati, amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde kamu otoritesinin, doğrudan ya da ifadenin açıklanma yöntemlerinden biri ile işlendiği iddiasına dayanan ceza soruşturması, kovuşturması veya infazı ile ilgili olarak takip yetkisini belli şartlarla ertelediği anlaşılmaktadır. Böylece anılan kanunla bir soruşturma, kovuşturma şartı ihdas edilmiştir.
Öte yandan, suç tarihi itibariyle mer'i TCK'nın 314/3 maddesi delaletiyle 220/6. maddesine göre örgüte üye olmasa da, örgüt adına suç işleyen kimse ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılacaktır. Norm bu hâliyle öngörülebilirlik kriterini karşılamaktan uzak olduğu değerlendirilerek kanunilik yönünden hak ihlaline sebep olduğu (AİHM Işıkırık / Türkiye, başvuru no. 41226/09,14 Kasım 2017,Hamit Yakut başvurusu, 2014/6548, Karar Tarihi: 10/6/2021, R.G. Tarih ve Sayı: 3/8/2021 - 31557) gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (Esas Sayısı: 2023/132 Karar Sayısı: 2023/183, Karar Tarihi: 26/10/2023, R.G.Tarih-Sayı: 8/12/2023-32393).
Nihayet suç tarihi itibariyle mer'i TCK'nın 314/3. maddesi delaletiyle 220/6. maddesinde düzenlenen "örgüt adına suç işlemek suçu"nun tipik eylemi; hem iş bu suçun hem de örgüt adına işlenen öncü suçun fiilini oluşturmaktadır. Bu hâliyle aynı/tek fiilden ikinci kez yargılanma yasağı/ne bis in idem ilkesi bağlamında barındırdığı sorunlu yapısı bir yana, öncü suçla ilgili olarak verilen soruşturma veya kovuşturmanın ertelenmesi kararına rağmen bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmasının, aslında aynı fiille ilgili örtülü bir kovuşturmanın sürdürüldüğü sonucunu doğuracağı açıktır. Ki bu neticenin yukarıda açıklanan sebeplerle hukuk düzeniyle uyum içinde olduğu söylenemez.
Anayasa Mahkemesi de örgüt adına işlendiği kabul edilen, kanuna aykırı yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (2911 syk madde 32/1) suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün (sanık) hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade etmesine rağmen, kanunun açık hükmü gereği herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, (sanığın) terör örgütü üyeliği suçuyla cezalandırılmasına yol açan bir suça esas alınmış olmasını kanunilik yönünden hak ihlali sebeplerinden biri olarak kabul etmiştir (Hamit Yakut başvurusu, 2014/6548, Karar Tarihi: 10/6/2021, R.G. Tarih ve Sayı: 3/8/2021 - 31557 113.).
Mamafih, Ceza Genel Kurulu 26.12.2023 tarihli ve 93-698 sayılı kararında da temyiz yoluna başvuru olanağı bulunmayan 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesine muhalefet etme suçundan derdest dava ile ilgili olarak 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi durumunda, sanık hakkında TCK'nın 314/3. ve 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca örgüt adına suç işleme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinin mümkün olmadığını vurgulamıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bozmaya uyan Yerel Mahkemenin 31.12.2014 tarihli ve 110-343 sayılı kararı ile 24.12.2010 ve 20.03.2011 tarihli eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun’a muhalefet etmek suçlarından açılan kamu davalarının 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 1/b maddesi uyarınca kovuşturmalarının ertelenmesine karar verdiği olayda; ilgili bölümde ayrıntılarına yer verilen gerekçeler doğrultusunda sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı gerekçelerle iş bu kovuşturması ertelenmiş fiillere dayanarak ayrıca suç tarihi itibariyle mer'i TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle aynı Kanun’un 314/2, 220/6. maddeleri uyarınca "örgüt adına suç işleme suçu"ndan mahkûmiyetine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, gerekçede yer verilen açıklamalar doğrultusunda sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27.02.2019 tarihli ve 1093-1323 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2014 tarihli ve 110-343 sayılı hükmünün, dayanak suçlardan kovuşturmanın ertelenmesine karar verilen sanık hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu bakımından, gerekçe bölümünde yer verilen açıklamalar doğrultusunda sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.