Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2018 tarihli ve 2018/2171 Esas, 2018/7086 Soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında cebir, tehdit veya hile kullanmak sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/355 Esas, 2019/301 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, "atılı suçu işlediğini gösterir kesin ve somut nitelikte delil bulunmadığından" 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, cebir, tehdit veya hile kullanmak sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, "sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği hususunda dosyada somut ve kesin nitelikte delil bulunmadığından eyleminin müştekiye yönelik kasten yaralama suçuna vücut verdiği kanaatiyle" 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren 90 gün karşılığı 1.800,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararının, katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 01.03.2022 tarihli ve 2019/2440 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak sanık hakkında cebir, tehdit veya hile kullanmak sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
1.Dava konusu olay, sanık ile olay tarihinde arkadaş olan katılan ...'in eğlenmek için bara gittikleri, katılanın sanığa haber vermeden bardan çıkarak evine döndüğü, sanığın katılanın evine gitmesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, sanığın katılanın kollarından tutarak rızası dışında zorla aracına bindirdiği ve arabasını hızla hareket ettirerek araçtan inmesini engellediği ve bara zorla tekrar götürdüğü, katılanın bara girmek istememesi üzerine sanığın tehdit ve hakarette bulunduğu, katılanın araçtan inerek kaçmaya çalıştığı ancak sanığın katılanı yakalayıp boğazından sıkarak ve kolunu kıvırarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı ve akabinde katılanın bir fırsatını bularak kaçıp bir markete sığındığı iddiasına ilişkindir.
2. Bodrum İlçe Devlet Hastanesi'nden alınan 05.06.2018 tarihli adli muayene raporunda, katılanın mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
3. Katılan ...'in aşamalarındaki istikrarlı ve değişmez beyanlarında özetle, sanık ile aralarında çıkan tartışma üzerine, sanığın kendisine tehdit ve hakaret içeren sözler sarf ettiğini, kendisini araca zorla bindirdiğini, inmesine fırsat tanımadığını, barın önünde kendisine karşı cebir içeren eylemlerde bulunduğunu ve zorla bara tekrardan sokmaya çalıştığını, sanığın tekrardan mekana gireceklerini zannettiği esnada kaçarak bir markete sığındığını ifade etmiştir.
4. Sanığın aşamalardaki beyanlarında, aralarında kıskançlık yüzünden çıkan tartışma üzerine katılanın mekandan ayrıldığını, kendisinin katılanın evinin önüne gittiğini, sonra birlikte bara döndüklerini, ancak katılanın barda yine olay çıkardığını, sanığa saldırdığını ve elini çizdiğini, kendisini korumak için katılanı ittirdiğini ve bu esnada elinin boğazına geldiğini ancak darp etmediğini ve kesinlikle zorla aracına bindirmediğini ifade etmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, cebir, tehdit veya hile kullanmak sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarından cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, ancak hakaret suçu açısından suçu işlediğini gösterir kesin ve somut nitelikte delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Cebir, tehdit veya hile kullanmak sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise suçu işlediği hususunda dosyada somut ve kesin nitelikte delil bulunmadığından sanığın eyleminin katılana yönelik kasten yaralama suçuna vücut verdiği gerekçesiyle sanık hakkında kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın eyleminin kül halinde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararının kaldırılmasına ve cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
1.Sanık hakkında, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulurken belirlenen temel cezada, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ve 61 inci maddesinin birinci fıkrasına bir aykırılık bulunmamıştır.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ilgili Bakanlık vekilinin kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Olay ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik suçun sübutu ve Mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ilgili Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 01.03.2022 tarihli ve 2019/2440 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararına yönelik katılan ilgili Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.