Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yerel Mahkemenin 02.07.2015 tarihli kararıyla sanığın, atılı suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ile 50 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 02.07.2019 tarihli ilamı ile 7143 sayılı Vergi ve Diğer Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.

3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Yerel Mahkeme 20.10.2020 tarihli kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ile 50 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4.Kararın temyiz incelemesini yapan Dairemizin 08.09.2021 tarihli ilamı ile sanığın dairesine ait terasta sundurma yapma biçimindeki eyleminin bina niteliğinde olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

5.Bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararıyla sanığın eyleminin bina niteliğinde olmadığı kabul edilerek 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanık beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi, atılı suçun oluşması nedeniyle sanık hakkındaki kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, ruhsatsız bir şekilde kaçak bina yapmak suretiyle eylemine uyan imar kirliliğine neden olmak suçundan açılan davada, yapılan inşai faaliyetin 3194 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında bina niteliğinde olmaması nedeniyle beraat kararı verilmiştir.

1.Alınan beyanlar, bilirkişi raporu, yapılan imalata dair fotoğraflar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık tarafından yaptırılan sundurmanın, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5 inci maddesinde izah edilen bina niteliğinde olmadığının anlaşılması karşısında, imar kirliliğine neden olma suçunun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.