Bölge Adliye
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraflar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince verilen kararın, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, kurum sigortalısı ...'in 14.09.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle oluşan kurum zararının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; kazanın sigortalının kusuru neticesinde meydana geldiğini, olayın sigortalının amirinin elektrik panosundan ayrılması yönündeki talimatlarına uymayarak elektrik panosunda ihmalkar ve gördüğü eğitim ve iş tecrübesiyle bağdaşmayacak biçimde dikkatsiz davranmış olduğunu ve bu sırada anlaşılamayan bir sebeple elektrik akımına kapılmış olduğunu, kazanın 2010 yılında meydana geldiğini, sigortalının tamamen iyileştiğini, halen çalıştığını, yeniden yapılacak tıbbi inceleme ile iş göremezlik oranının %10'un altında olacağı kanaatinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile;
-85.241,29 TL kurum alacağının,
-77.993,78.-TL.İPSD.nin 20.02.2013 onay tarihinden,
-3.129,35.-TL. GİG.nin 17.12.2010 ödeme tarihinden,
-2.723,28.-TL. GİG.nin 24.01.2011 ödeme tarihinden,
-1.215,95.-TL. Tedavi giderinin 14.09.2010 sarf tarihinden,
-106,81.-TL. Tedavi giderinin 28.09.2010 sarf tarihinden,
-41,32.-TL. Tedavi giderinin 13.10.2010 sarf tarihinden,
-30.80.-TL. Tedavi giderinin 09.11.2011 sarf tarihinden itibaren her bir işlem için ayrı ayrı işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Kurum ve davalı İETT vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalının kusursuz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı şirket vekili; kazalının ihmalkar davranışı nedeniyle kaza geçirdiğini, tazminat davasında verilen %22,20 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybı oranını ve bu orana göre yapılan rücu hesaplamasını da kabul etmediklerini, kazanın 2010 yılında meydana geldiğini, sigortalının tamamen iyileştiğini, kısa bir süre sonra iş başı yaptığını ve halen çalıştığını, yeniden yapılacak tıbbi inceleme ile iş göremezlik oranının %10'un altında olacağı kanaatinde olduğunu, tazminat davasında müvekkiline verilen %70 kusur oranının kesinleştiğini, bu nedenle kurumun istinaf dilekçesindeki beyanlarına katılmadığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 14.09.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir, ödenen geçici iş göremezlik ödeneği nedeniyle oluşan kurum zararının davalıdan rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesi olup kusurun belirlenmesinde, mahkemece, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir. Eldeki davada mahkemece oluşa uygun olmayan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiştir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanunun 21., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 53. madde) hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2,2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır
Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında;
Durumunda, davaya konu zararlandırıcı sigorta olayına ilişkin varsa ceza yargılamasında kesinleşen mahkumiyetin olup olmadığı araştırılmalı, somut olayda davalı işyerinde trafo merkezinde diyot ölçümü yapma görev ve sorumluluğunun kime/kimlere ait olduğu, elektrik mühendislerinin görev ve yetki alanında ise kazazede sigortalıyı trafoda görevlendirdiği kabul edilen yetkilinin 3. kişi olarak kusurlu olduğu, eğer sigortalının görevi kapsamında kalıyor ise de kusur durumlarının bu hususlar dikkate alınarak belirlenmek üzere olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden ilgili dosyalar da gözetilerek, buna göre kusur oran ve durumlarını ayrıştırarak, somut ve net şekilde ortaya koyan, oluşa uygun nitelikte kusur raporu alınarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
... Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.