Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ... tatili ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, 27.05.2007 tarihinde geçirdiği ... kazası sonucunda sağ gözünün görme yeteneğini kaybettiğini, işveren tarafından ... kazasının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini, bu hususta ... Sigorta Müdürlüğüne başvuruda bulunması üzerine çalışma şartlarını ağırlaştırdığını, bu sebeple ... sözleşmesini haklı sebebe dayalı sonlandırdığını ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir takım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ... sözleşmesinin istifası sebebi ile sonlandığını, dava konusu diğer işçilik alacaklarının ödendiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki ... sözleşmesinin, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve işçinin geçirdiği ... kazasının Sosyal Güvenlik Kurumuna kuruma bildirilmemesi sebebi ile davacı işçi tarafından haklı sebeple feshedildiği gerekçesiyle davanını kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının temyiz itirazları yönünden:

a-Taraflar arasında davacının ücreti noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; davalıya ait işyerinde kamyon şoförü ve kaynakçı olarak çalışan davacı işçinin kıdemi üç yılın üzerindedir. Davacı aylık ... ücretinin 800,00 TL olduğunu ileri sürmüştür. Emsal ücret araştırması sonucunda davacının ücretinin 750,00 TL -1.000,00 TL arasında olabileceği belirlenmiştir. Hükme esas alınan 07.02.2012 tarihli bilirkişi raporunda, asgari ücret üzerinden düzenlenmiş ücret bordrolarının imzalı olması sebebi ile bu ücret esas alınarak hesaplama yapılmış ise de; davacının yaptığı işin niteliği ve işyerindeki kıdemi gözönüne alındığında asgari ücretle çalışmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, emsal ücret araştırılması sonuçları dikkate alınarak, davacının ücrete ilişkin iddiasını ispatladığı kabul edilmeli, davacı konusu işçilik alacakları bu ücret esas alınarak belirlenmelidir.

b-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık noktası ise davanın ıslahına ilişkindir.
Davacı taraf 03.11.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taleplerin miktarlarını arttırmıştır. Islaha konu miktarlara ilişkin harcın yatırıldığı ve ıslah dilekçesini karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği dosya içerisinde mevcut belge içirikleri ile sabittir. Davacının, usulüne uygun şekilde davayı ıslah ettiği dikkate alınmaksızın sadece dava dilekçesi ile talep edilen miktarlar yönünden hüküm kurulması hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

c-Davacı taraf dava dilekçesinde son oniki günlük ücretinin ödenmediğini belirterek ücret alacağı talebinde bulunmuştur . Söz konusu bu alacak dava açıldıktan sonra 25.12.2009 tarihinde davalı şirket tarafından ödenmiştir. Mahkemece bu talebe ilişkin olarak “karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde hüküm kurulması gerekirken "davanın reddine" karar verilerek, bu talep yönünden yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesi de hatalı olup bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.

3-Davalının temyiz itirazları yönünden ise;

a-Davacının ulusal ... ve genel tatil alacağı ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 47. maddesinde, kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal ... ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal ... ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'un 2. maddesinde ise, resmi ve dini ... günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arefe günü saat 13.00’de başlanan üçbuçuk günlük ... Bayramı ve Arefe günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal ... günü 28 Ekim saat 13.00'den itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Kanun'un, 5892 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı Toplu ... Sözleşmesi veya ... sözleşmesiyle kararlaştırabilir.
Somut olayda; tanık anlatımlarına göre davacının dini bayramlar dışında ki genel tatillerde çalıştığı anlaşılmaktadır. 2429 sayılı Kanun'da dini bayramlar hariç genel tatiller altıbuçuk gün olarak belirtilmiştir. Bu durumda, davacının yılda oniki gün ulusal ... genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulması isabetsizdir.

b-Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir . Bu durumda, davanın kabul ve reddedilen miktarları gözönüne alınarak tarafların sorumlu olduğu harç miktarları belirlenmelidir. Mahkemece hüküm altına alınan tüm harç miktarından davalının sorumlu tutulması hatalı olup, kabule göre de kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.