Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Kayseri 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1759 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulleri diğer davalılara mal kaçırma gayesi ile devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ve Ticaret Ltd. Şti vekili ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; dava değerinin düşük gösterildiğinden harcın tamamlanması gerektiğini, davaya konu talebin hak düşürücü süreye tabi olduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemenin 15.12.2020 tarihli ve 2019/108 Esas ve 2020/308 Karar sayılı kararıyla, ... İlçesi ... Mahallesi 4844 ada 2 parsel 19 numaralı bağımsız bölüm vasıflı taşınmazın borçlu ... tarafından davalı ...'e satıldığı, davalı ... tarafından ise davalı ...'e satıldığı, davalı borçlunun, davalı ...'ün ve davalı ...'ün birbirlerini tanımadıkları, önceye dayalı tanışıklıklarının bulunmadığı, dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki ödeme belgeleri dikkate alındığında bu daire yönünden yapılan satışların gerçek olduğu, satış bedelleri ile rayiç değerler arasında misli ile fark bulunmadığı anlaşıldığından, bu taşınmaz yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Diğer taşınmaz olan, ... İlçesi . .. Mahallesi 1555 ada 29 parsel 9 numaralı bağımsız bölüm vasıflı taşınmaz davalı borçlu ... tarafından davalı şirkete devredilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ile davalı borçlunun kardeş olması nedeniyle aralarında tanışıklık ve akrabalık bulunsa da, yapılan bu devirden davacı bankanın haberinin bulunduğu, yapılan satışın davacı bankanın bilgisi dahilinde gerçekleştiği, bu satış nedeniyle davalı şirket yetkilisi ve çalışanı tarafından davalının davacı bankaya olan borcunun bir kısmının ödendiği, hatta taşınmaz üzerindeki davacı bankaya ait ipotek bulunduğu, bu ipoteğin ödemeler nedeniyle terkin edildiği, satışında ipoteğin terkin edilmesinden sonraki tarihte gerçekleştiği, dosyadaki bilgi belgeler, tanık beyanları, davacı banka ile yapılan mail yazışmaları, dekontlardan anlaşılmış olup, davalı borçlunun mal kaçırma kastının bulunmadığı, yapılan satışın gerçek bir satış olduğu kabul edilmiş ve bu taşınmaz yönünden de açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı 3. kişilerin dava konusu gayrımenkullerin bedelini ödediklerine dair dosyaya herhangi bir belge ibraz etmediklerini, davalıların kötü niyetli olduklarını, ipoteğin kaldırılmasının müvekkili bankanın taşınmazın satışına muvafakat ettiği anlamına gelmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.

Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı ... ve ...'ün satın aldığı gayrimenkul yönünden yapılan incelemede davalıların davalı borçluyu tanıdıklarına veya davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun davacı tarafından ispat edilememesine, dava konusu gayrimenkulün davalı ... tarafından gerçek değerine yakın bedel ile satın alınmasına, davalı ... Orman Ürünleri'ne devredilen gayrimenkul yönünden de dava konusu gayrimenkul satışından davacı bankanın haberinin olmasına, satıştan gelen para ile davalı borçlunun bir kısım kredi borçlarının tahsil edilmesine ve gayrimenkul kaydında bulunan davacı banka ipoteğinin davalı 3. şahıs tarafından satın alınması karşılığında kaldırılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.