Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; nesiller boyu nizasız ve fasılasız olarak kullanılan tarlanın annesinden miras kaldığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suç konusu yerin orman olmadığına, haksız ve hukuka aykırı cezanın ortadan kaldırılmasına ve re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Orman muhafaza memurları tarafından daha önce işgal edilen yerlerin işgaline devam edilip edilmediğinin yerinde tespiti için yapılan rutin kontrolde, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde arpa ekimi yapmak suretiyle işgale devam edildiğinin tespiti üzerine sanık hakkında suç tutanağı düzenlenmiştir.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında, 40 yılı aşkın aynı yeri aynı şekilde kullandığını, daha önce de aynı yerle ilgili ceza aldığını, suç konusu yerin ecrimisilini ödediğini beyan etmiştir.

Mahallinde yapılan keşif sonucu orman ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporlarda suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı tespit edilmiştir.

Mal Müdürlüğünün ormanlık alana ilişkin olarak ecrimisil uygulaması olmadığına ve sanığın ecrimisil ödemesi yapmadığına ilişkin yazısı dosya arasındadır.

Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.