Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, asgari geçim
indirimi, yemek alacağı, ... alacağı, ... ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının çalıştığı dönemde primlerinin eksik yattığı, sigorta girişinin geç başlatıldığını, mesai saatlerinin uzadığını, dört yıl boyunca asgari geçim indiriminin ödenmediğini ve dört yıl boyunca işte kendi aracını motorunu kullandığını belirterek ... sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini bu sebeple kıdem tazminatı ile bir takım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili davacının davalı şirketten yıllık izin talebinin olmadığı gibi davalı şirket tarafından da davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, ayrıca motor kıyafetlerini aldığını da makbuzla belgelemesi gerektiği gibi davacının bu bedelin ödenmesi hususunda davalı şirketten hiçbir talebinin olmadığını, işverenin davacının devamsızlık yapması sebebiyle haklı sebebiyle ... sözleşmesini feshettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının 1.200,00 TL maaş aldığına ilişkin davacı tanığı beyanına itibar edilerek davacının sigorta primlerinin gerçek ücretleri üzerinden yatırılmadığı sonucuna varıldığı, 2010 yılında asgari geçim indirimi tutarlarının ödendiğini kanıtlayıcı herhangi bir kayıt ve belge veya banka kaydı dosyaya sunulmadığı, kanuni sürelerin üzerinde çalışarak fazla mesai yaptığı ve ... genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşılan davacıya bu çalışmalarının karşılıklarının ödendiği de kanıtlanamadığından, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 24/II maddesindeki haklı fesih koşullarının gerçekleştiği kabulü ile kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal ... genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının kabulüne, diğer alacakların ise reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
2-Taraflar arasında davacıya ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacıya ... başına ödenen prim miktarı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
... sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, ... yerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, ... yerinin özellikleri, emsal işçilere o ... yerinde ya da başka ... yerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Davacı taraf davacının 1.250,00 TL ücret aldığı iddiasındadır. Davalı taraf ise davacının aylık 620,00 TL ... ücretle çalıştığını savunmuştur. Davacı tanığı ... davacının 1.200,00 TL maaş aldığını söylediğini beyan etmiştir. Mahkemece davacının 1.200,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek alacak kalemleri belirlenmiştir.
Somut olayda davacı işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm dosya kapsamına göre ücret hususunda değerlendirme yapılmalı iken eksik araştırma ile ücretin tespiti hatalı olmuştur.
3-Davalı vekilinin yargılamanın ....07.2011 tarihli oturumunda tanık dinletme talebinden vazgeçtikleri yönündeki beyanı zapta geçmiş ise de o duruşmaya verilen yetki belgesi ile katılmış bulunan vekilin (avukatın) imzasının alınmadığı görülmüştür.
Davalı vekilin anılan beyanının tespit edildiği ....07.2011 tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanun'u 151. maddeye göre (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 154) önemli işlemleri içeren beyanlar hakkında beyanda bulunanın imzası alınmadığı takdirde beyanın bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu durumda davalı vekilinin tanık dinletme isteminden vazgeçtiğinin kabulüyle mahkemece davalı tanıkları dinlenmeden ve dolayısıyla davalı yanın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı biçimde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.