Taraflar arasında görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ın dava dışı Bankadan kredi kullandığını, kredi ödemeleri devam ederken nefes yetmezliğinden ötürü 20.09.2011 tarihinde vefat ettiğini, murisin kredi kullanırken aynı zamanda hayat sigorta poliçesi imzaladığını, murisin hiçbir sağlık problemi yokken vefat etmiş olmasına karşın ölümünden aylar sonra dava dışı Vakıfbank'ın ek hesaptan kredi taksitlerinin murisin hesabından haksız bir şekilde çekerek kalan taksitleri hayat sigortasından almak yerine muris aleyhine Sakarya 6. İcra Müdürlüğünün 2013/5225 sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı şirkete yapılan başvurunun murisin 14.05.2010 poliçe başlangıcından önce kanser hastası olması sebebiyle reddedildiğini, murisin kanser hastası olmadığını ve kanser tedavisi görmediğini, fakat Vakıfbank'ın Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/412 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığını belirterek muris ...'ın Vakıfbank'a ait olan borcundan hayat sigorta poliçesi gereğince davalının sorumlu olduğunun tespitini talep etmiştir.

Davalı vekil cevap dilekçesinde; sağlık beyanında gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2014/183 Esas, 2015/926 Karar sayılı kararı ile; muris ...'ın Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'ya olan borcunun hayat sigortası poliçesi kapsamında olduğu ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2020/1891 E. Esas, 2020/5877 Karar sayılı kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Somut olayda mahkemece alınan 29.04.2015 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığı, bu durumda davalı tarafa bilirkişi raporlarının usulünce tebliğ edilmeden davalı tarafın rapora itiraz etme veya beyanda bulunma süresi dolmadan Anayasa ve HMK ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; poliçenin düzenlendiği 22.05.2010 tarihinde murisin kanser hastalığı bulunmadığı, kanser hastalığının sözleşme tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 26.07.2011 tarihinde ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile muris ...'ın Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'ya olan borcunun hayat sigortası poliçesi kapsamında olduğu ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalının sigorta öncesi talep edilen sağlık formunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, kendisinde var olan teşhis ve tedavi gördüğü ölümüne neden olan kanser hastalığını beyan etmediğini, sigortalının kendisinde mevcut ve sigorta yapılmasına etki edecek bütün hususları bildirme mükellefiyetine aykırı kötüniyetli bir davranışta bulunduğunu ve yapılmaması gereken bir sigortanın da yapılmasını sağlayarak sigorta örtüsü altına girdiğini, hükme esas bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını ve muayene raporları ile çelişik olduğunu, bu nedenle hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, taraflarına tebliğ edilmeksizin hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalının 2011 tarihinden önce astım hastalığı dışında başka bir nedenle hastanelere başvurmadığı, kanser tedavisinin 26.07.2011 tarihinde başladığı, sözleşme anında adı geçen hastalığın bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate varılmış ise de, sigortalıya ait ölüm belgesinde, "karındaki kitle (sarkom) hastalığının 7 yıldır var olduğu, yine bazı hastalıklarının 3 ve 4 yıldır var olduğunun" açıklandığını, yine Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sigorta öncesinde de defalarca ilgili hastalık ile ilgili tedavi olduğunun hastane kayıtları ile sabit olduğunu, bilirkişinin tespitlerinin ölüm belgesi ile sigortalıya ait tedavi belgeleri ile çelişik olduğunu, bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin teminat altına aldığı meblağ ile sınırlı bir sorumluluğu bulunduğunu, davacılar tarafından bankanın borcunun geç ödenmesi veya haciz yolu ile ödenmesi nedeniyle ödemek zorunda bulundukları faiz ve benzeri bedellerden sorumlu olmadıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

banka kredisi nedeniyle düzenlenen hayat sigortası poliçesine dayalı tazminat sorumluluğunun tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1290 uncu maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.