Esastan ret

Taraflar arasındaki patent hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin her çeşit vana, valf, musluk ve bunlara ait tamamlayıcı aksesuarların imalatı, alımı, satımı, ithalatı ve ihracatını yapmak üzere kurulduğunu ve uzun yıllardan beri sektörde bu konularda faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, deprem ülkesi olan ülkemizde sıvı ve gaz maddelerin deprem sırasında akışının kesilmesi ve güvenliğinin sağlanması amaçlı müvekkili şirketin kurucusu ve aynı zamanda ortağı olan ... tarafından bir ürün geliştirildiğini, söz konusu ürünün buluş niteliğinde olması sebebiyle TÜRK PATENT nezdinde faydalı model ve patent tescili yaptırıldığını, 2006/07551 tescil numaralı "Sismik Harekette Mekanik Akışkan Kapama Valfi", 2006/07182 tescil numaralı "Sismik Harekette Yanıcı Gazları Kapatan Sistem" ve 2006/02931 tescil numaralı "Sismik Harekette Mekanik Gaz Kapama Valfi" buluş başlıklı faydalı model ve patentlerin müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davalıya ait 2009/06846 tescil numaralı "Orifıs Kapamalı Mekanik Deprem Vanası" buluş başlığına sahip ürün ile ilgili TÜRK PATENT kayıtlara ulaşılamadığı için karşılaştırmanın tespit dosyasında yapılamadığını, dava dosyasına sunulan deliller çerçevesinde müvekkili şirketin kurucusu dava dışı ... adına 2006 yılından bu yana tescilli faydalı model ve patent tescil belgeleri ile korunan buluşun davalı tarafından gerçek hak sahibi olmadığı halde, haksız ve kötü niyetli olarak taklit edildiğini, müvekkili şirketin tescil belgeleri ile koruduğu ürünle birebir aynı teknik özellikleri taşıdığını, söz konusu tüm bu işlemlerin haksız ve kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği amacın müvekkili şirketin sahip olduğu sektörde dahil olmak olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirketten ve faaliyetlerinden haberdar olduğunu, ürünlerini bildiğini ve tanıdığını, hal böyle olunca başka bir şirket tarafından kullanıldığını ve tescil belgelerinin alındığını bildiği bir ürünün aynısını taklit etmek suretiyle sanki kendi buluşuymuş gibi tescil ettirmesi davalı tarafın kötü niyetini ve gerçek hak sahibi olmadığını ispata yeterli delil olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2009/06846 numaralı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait faydalı model ve patentlerin, davacının faydalı model ve patentinden teknik olarak çok önemli ve bariz farklılıklar içerdiğini, davacıya ait 2006/07182 ve 2006/02931 belgelerinde tarif edilen deprem vanaları sarkaç mekanizması ile tetiklendiğini, müvekkiline ait patentlerde ise, davacıya aif olanlardan farklı olarak ilk harekeli sağlayıcı büyük bilye ve hareketin devamında bu bilyenin ağırlığıyla bastığı ve aşağıya doğru ittirdiği bir silindir olduğunu, ...'a ait hiçbir patentte hareketli kızak olmadığını, sistemi hareketli kızak tetiklemeyeceğini, mili kilitlemiş bilyeleri hareketli kızak çarpma etkisiyle yuvalarından çıkartıp mili serbest bıraktırmayacağını, bu sistemin çalışma prensipleri ...'a ait patentlerde olduğunu, bu farklılıkların buluşlara temel karakteristiğini veren, diğerlerinden ayırt eden buluşlara "yenilik" katan özellikler olduğunu, hükümsüzlüğe dayanak olarak gösterilen 2006/07551 tescil no.lu faydalı model belgesi, 2006/02931 tescil no.lu faydalı model belgesi ve 2006/07182 tescil numaralı patentin yenilik vasfını haiz olmadığını, davacı tarafın hükümsüzlük talebine dayanak gösterdiği 2006/02931 no.lu faydalı modeli ile 2006/07182 no.lu patenti, birbirinin aynısı olmanın ötesinde, US4103697(1978) no.lu ABD patentinin eksik bir kopyası olduğunu, davacıya ait 2006/02931 no.lu faydalı model ile 2006/07182 no.lu patent ve faydalı model belgesi verilmesi şartlarından "Sanayiye Uygulanabilme" niteliğini haiz olmadığını, hükümsüzlüğe dayanak olarak gösterilen davacıya ait 2006/07551 tescil no.lu faydalı model belgesinin de yenilik vasfını taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait patent belgesinin buluş basamağı taşıdığı, teknik alanda uzman bir kişinin onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte açık ve tam olarak tanımlandığının tespit edildiği, yenilik unsuruna sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmelere içerdiğini, müvekkiline ait 2006/07182 no.lu patent ile davalı tarafa ait 2009/06846 no.lu patentin aynı olduğunu, tarifnamelerde yer alan kodlamada mekanizma parçalarına verilen isimlere takılmaksızın işlevi doğrultusunda değerlendirme yapmak suretiyle karşılaştırmaların yapılmasını ve patent belgelerinin istemlerinin de değerlendirilmesini talep ettikleri halde, bu taleplerin değerlendirilmediğini, raporlar arasında çelişkilerin de tam anlamıyla gerekçeleri ile açıklanmak suretiyle giderilmediğini, davalı adına kayıtlı patentin aynı sistemi tanımlamakta aynı işlevi görmekte ve aynı mekanizmaların birleşiminden oluşmakta olduğunu, dolayısıyla davalı patentinin yenilik unsuru bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kararına dayanak bilirkişi raporunda, davalı patenti ile müvekkilinin patenti karşılaştırmasında ana unsur olacak en temel yapıya vurgulama yapıldığını ve müvekkili ile davalı ürünlerinin "bilyalı çalışma sekline sahip olan deprem vanasıdır" şeklinde bir tespit yapıldığını, ancak sonrasında davalı patentinin müvekkilinin patentine benzemediğinin belirtildiğini, oysa müvekkili patenti ile davalı patentinin bire bir aynı olduğunu, davalının patentinde istemler kısmında 24 adet parça tarif edilmekteyken sadece 13 tanesinin incelemeye esas alındığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davalıya ait patent belgesinin buluş basamağı taşıdığı, teknik alanda uzman bir kişinin onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte açık ve tam olarak tanımlandığı, yenilik unsuruna sahip olduğu, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, davalı adına kayıtlı 2009/06846 tescil numaralı patentin hükümsüzlüğüne yöneliktir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.