İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Batman Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2020 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında, kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralamak, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin işlenmesi, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet etme suçlarından cezalandırılması istemiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 87 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 109 uncu maddesinin altıncı fıkrası, 96 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca dava açılmıştır.

2. Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2020/450 Esas ve 2021/6 Karar sayılı ve 05/01/2021 tarihli kararı ile sanık hakkında; cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2021/337 Esas, 2021/797 Karar sayılı ve 14.09.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince eksik ve yanlış inceleme yapılarak hüküm kurulmasına, isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmama nedenlerinin belirtilmemiş olmasına, ilişkindir.

1.Dava konusu olay; sanığın müştekiye karşı, olay tarihinden önceki 20 günlük süreçte, vücudunun muhtelif yerlerinde sigara söndürdüğü, kızgın demir ile kolunu yaktığı, aşağıladığı, defalarca kez darp ettiği, üzerini ıslatarak soğuk odada beklettiği ve bu şekilde sistematik olarak insan onuru ile bağdaşmayacak şekilde eziyet çekmesine neden olacak eylemler gerçekleştirmesi ve olay tarihinden 20 gün öncesinde müştekiyle birlikte sanığın kendi ikametgahına gittikleri ancak müştekinin orada kalma iradesi bulunmamasına rağmen sanığın müştekiyi cebir, tehdit ve hile ile ikametgahında bulunan bir odaya kapatarak hürriyetinden yoksun kılması ve bu şekilde olay tarihine kadar alıkoyması iddialarına ilişkindir.

2.Mağdurun 20 günlük süreçte vücudunun muhtelif yerlerinde sigara yanık izleri, başta ve burunda yer yer şişlik, sağ avuç içinde ve sağ ayak bileği arkasında abrazyon, sağ dirsekte yaklaşık 5 cm'lik eski yanık izi, sağ ayak bileğinde şişlik, talusta parçalı fraktür bulunduğu, ... tehlikesinin olmadığı ancak yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile de giderilebilecek nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu doktor raporu ile belirlenmiştir.

3.Mağdur ... olay tarihinden 20 gün öncesinde iş yerinde bulunduğu esnada sanığın yanına gelip konuşmaya çalıştığını ancak konuşmak istememesi üzerine sanığın kollarından tutarak gitmesini engellediğini ve telefonunu ve çantasını aldığını, iş yerinden çıkalım "seni kaçıracağım" dediğini (kovuşturma esnasındaki beyanlarında; sanığın kendisinden almış olduğu altınları geri vereceğini söyleyerek eve götürdüğünü ve zorla içeri koyduğunu beyan etmiş) ancak kendisinin bunu şaka olarak algıladığını, iş yerinden çıktıkları esnada her ikisinin de ikametgahlarının aynı güzergahta olması nedeniyle birlikte yürüdüklerini ve sanığın ikametgahının önüne geldikleri esnada sanığın kendisini yukarı davet ettiğini, sanığın ailesini tanıdığı için kabul ettiğini, eve çıktıktan sonra sanığın ailesi görmeden kendi odasına götürdüğünü, zorla evde tutmaya tutmaya başladığını, kendi telefonundan ailesine sanığa kaçtığına dair mesaj attığını, 3 gün sonra sanığın yengesi ...'in evine götürerek orada imam nikahı kıydırdığını, sanıktan korktuğu için imama evet demek zorunda kaldığını, ertesi gün evde oldukları esnada tekrar darp etmeye başladığını, vücudunun muhtelif yerlerinde sigara izmariti söndürdüğünü, kızını ve ailesini öldürmekle tehdit ettiği için sesini çıkaramadığını, sanığın ailesinin ise aralarında koridor olması sebebiyle sesini duymadıklarını, sanığın darp esnasında kendisini savunmaya çalışmaması için kızgın demiri kollarına değdirdiğini, bir süre sonra sanığın ailesinin kendisini gördüğünü ve odadan çıkardığını, bu olaylardan 7-8 gün geçtikten sonra yüzündeki şişliklerin azalması ile birlikte sanığın kendisine makyaj yaptırarak iş yerine gönderdiğini, iş yerindeki müşterilerden kendisini kıskandığını, olay tarihinden bir gün önce ikametgahta bulundukları esnada yine kıskançlık sebebiyle sanığın, üzerinde kıyafetleri bulunurken banyoda soğuk su ile ıslatıp odaya götürdüğünü ve odadaki sobayı da söndürerek camları açtığını, kendisini darp etmeye başladığını, sanık uyuduktan sonra üstünü değiştirdiğini, sanığın uyandıktan sonra tekrar darp etmeye başladığını, üzerine bardaktaki sıcak suyu döktüğünü, sanığın kız kardeşinin kendisini başka bir odaya götürdüğünü ancak sanığın tekrar zorla oradan çıkarıp kaldıkları odaya tekrar götürdüğünü ve darp etmeye başladığını, bu esnada sanığın eline makas aldığını ve makası sanığın elinden almaya çalışırken elinden yaralandığını ve sanığın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, sanığın kız kardeşinin araya girdiğini ancak sanığın kendi kız kardeşini de darp ettiğini ve bu esnada can havli ile odanın penceresinden aşağı atladığını ve sağ ayağının kırıldığını, sanığın aşağı gelerek kendisini darp ettiğini ve sonrasında kucağına alarak yukarı çıkardığını, kız kardeşlerinin babasına ve amcalarına haber verdiklerini, babasının olay yerinde geldikten sonra kolluk kuvvetlerine haber verdiğini ve kolluk kuvvetlerinin olay yerine gelerek sanığı yakaladığını, sanıktan şikayetçi olduğunu ifade etmiştir.

4.Mağdur sanıktan şikayetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiştir.

5.Sanık aşamalardaki savunmalarında sistematik bir şekilde mağdura darp uyguladığını inkar etmiş ancak bir kere kıskançlık yüzünden tartıştıklarını, telefonu müştekiye fırlattığını ve çenesine denk geldiğini, mağdurun elindeki makası almak istediği esnada refleks olarak tokat attığını ifade etmiş, mağdurun vücudundaki yanık ve izmarit izlerini ise görmediğini, kolundaki yanık izinin yemek yaptığı esnada oluştuğunu, tartışma esnasında sıcak çay dolu tepsinin devrilerek üzerine sıçradığını ve bu şekilde yaralanmış olabileceğini ifade etmiştir.

6.Olaya dair bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıklar ifadelerinde, mağdur ve sanığın tartışmalarına son güne kadar şahit olmadıklarını, müştekinin kış dönemi olduğu için kalın giyindiğini ve vücudundaki darp izlerini görmediklerini beyan etmişlerdir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; mağdurun aşamalarda verdiği beyanlarında yer vermiş olduğu yaralanmalarının aldırılan hekim raporlarıyla uyumlu olması, sanığa iftira atmasını gerektirecek bir sebep bulunmaması, vücuduna bu denli tahribata yol açacak müessir fiili kendi kendine gerçekleştirme ihtimalinin bulunmaması; sanığın ise suçtan ve neticelerinden kurtulmaya yönelik mesnetsiz savunmalarına itibar edilmeyerek ve sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 96 ıncı maddesinde betimlenen ve eylemine uyan, mağdurun vücudunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanma ve ... fonksiyonlarına etkisi ağır (4) derecede olacak şekilde kemik kırığı meydana getirmiş olmasına rağmen eziyet suçunda işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyet suçunun kabul edilmemesi ve bu suçun yanında daha fazla cezayı gerektiren nitelikli yaralama hali oluştuğunda yaralama suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmaması ve cezanın artırılacağı hallerin de 5237 sayılı Kanun'un 96 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında sınır sayıda sayılması gözetilerek yaralama suçundan ayrıca hüküm kurulmamış ancak arz ve izah edilen nedenler ile birlikte alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak eziyet etme suçundan cezalandırılmasına; sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise her ne kadar mağdurun söz konusu 20 günlük süreçte evden ayrılarak işe gittiği ve hareket serbestisi olduğu düşünülse de sanık tarafından tehdit edilmesi, cep telefonunun sanık tarafından alınmış olması, suçun mütemadi suç olması, sanığın eylemini silahtan sayılan araçlarla gerçekleştirmesi sebebiyle alt sınırdan uzaklaşılarak cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve arz ve izah olunan nedenlerle sanığın eylemini silahtan sayılan araçlarla gerçekleştirmesi sebebiyle bir kat artırım yapılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmaması sebebiyle, sanık hakkında verilen eziyet etme suçu bakımından mahkumiyet kararı hakkındaki istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından verilen mahkumiyet kararı hakkındaki istinaf başvurusunun ise temyiz kanun yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.

Olayın intikal ediş biçimi, mağdurun aşamalardaki beyanları, alınan doktor raporları, sanığın aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına bakıldığında, sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla gerçekleştirdiği gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirine ve gerekçesine göre 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve yeterli incelemenin yapıldığı anlaşılmakla sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve kanuna uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/337 Esas, 2021/797 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.