Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.06.2016 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halindeyken sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ve davalıya trafik sigortalı aracın çarpışması sonucu iki taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu davacının yaralandığını, kazanın oluşumunda karşı araç sürücüsünün kural ihlali yaptığından bahisle kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.01.2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 73.162,71 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalının kusuru oranında sorumluluğunun bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/6023 soruşturma sayılı dosyasında tarafların uzlaştığı, uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, CMK'nın 253/19. maddesi gereğince tazminat davası açılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; uzlaşma tutanağında hukuk mahkemelerinde tazminat davası açılamayacağına dair beyanlarının teselsülden feragat niteliği taşımadığını, kaza neticesinde tarafların birbirlerinden şikayetçi olmadığını, uzlaştırma yoluna gidilmesi şartlarının gerçekleşmediğini, söz konusu uzlaşmanın öncelikle usulen geçersiz olduğunu, uzlaştırma raporunun toplu hazırlandığını hangi zarar için nasıl anlaştıklarının açık ve net olmadığını, uzlaştırma tutanağında uzlaştırma sonuçlarının açıkça anlatılmadığını, uzlaştırma raporunda bir bedel belirtilmediğini, uzlaşmanın zararın tamamını gidermediğini ve sigorta şirketinin durumunda ağırlaştırma söz konusu olmadığı takdirde tazminat isteminde bulunulabileceğini, açılan dava konusu doğmamış haktan peşinen vazgeçilemeyeceğini, 2918 sayılı KTK'nun 111 inci maddesinde özel bir düzenleme olduğunu, TBK'nın 28 inci maddesine göre hak düşürücü süre içerisinde her zaman sözleşme ile bağlı olmadığını ileri sürerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi hakkı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/6023 Soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada davacı ...'in şüpheli sıfatının bulunduğu, ZMMS ile sigortalı araç sürücüsü ...'in de şüpheli sıfatının bulunduğu, soruşturma dosyasında araçlarda yolcu olarak bulunan dava dışı başka kişilerin müşteki sıfatlarının bulunduğu, davacı ... ve karşı araç sürücüsü ... tarafından uzlaşma teklif formlarının şüpheli sıfatıyla imzalandığı, uzlaştırma raporunda her iki tarafın da şüpheli sıfatıyla uzlaştıkları, soruşturma dosyasında davacı ...'in mağdur-müşteki sıfatının bulunmadığı, davacı ...'in dava dışı karşı araç sürücüsü ... ile arasında usulüne uygun bir uzlaşmanın gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmeyerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 73.162,71 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinden temerrüt tarihi olan 18.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının mağdur/müşteki sırafıyla yer aldığı savcılık kararı veya uzlaştırma raporu dosyaya kazandırılmamış olup kararın eksik incelemeye dayandığını, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253/19 uncu maddesinin "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.'' şeklinde düzenlendiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davacının maddi ve manevi talep olmaksızın dava dışı sürücü ile uzlaşmasının aynı eylemden sigorta poliçesi sebebi ile hukuki sorumluluğu üzerine alan sigorta şirketini de kapsadığını, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253/19 uncu maddesi kapsamında uzlaşma sağlanması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.