SUÇLAR: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; sebep belirtmeksizin hükümleri temyiz etme iradesine ilişkindir.
Yapılan incelemede; Adıyaman Gölbaşı İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık J.Er ... ile J.Er ...'ın koğuşa içki götürdükleri yönünde ihbar alınması üzerine, olay günü Nöb.Astsb. olan mağdur J.Sağ.Asb.Çvş. ...'ın, koğuşu kontrole gittiğinde, sanığın koğuşta J.E ..., J.Er İsmail, J.Er ... ve J.Er ... ile birlikte telefondan müzik dinlediklerini görerek sanığın elinde bulunan cep telefonunu istediği; sanığın telefonu kendi rızasıyla teslim ettikten sonra siz ayrımcılık yapıyorsunuz, Komando Bölüğündeki erler de telefon kullanıyor diyerek, telefonu geri istediği; mağdurun cep telefonunu geri vermeyerek, banyo bölgesine geçtiği; sanığın, mağdurun ardından giderek telefonu istemeye devam ettiği, daha sonra Nöb.Sb.J.Üçvş. ...'in koğuşun koridoruna geldiği, sanığın yapacağınız işin a.ına koyarım diyerek koridordan koğuşa girdiği, mağdur J.Üçvş. ...'ın neden küfür ediyorsun diyerek sanığın peşinden koğuşa girdiği; sanığın ayrımcılık yapıyorsunuz, a.ına koyarım diyerek koğuşun iki camını arka arkaya yumruk atarak kırmasının ardından bütün erbaş ve erleri içtimaya aldığı; içtimanın bitmesini müteakip mağdurun, sanığın kanayan eline pansuman yapmak istediği, fakat sanığın reddettiği; mağdurun sanığa burada artistlik yapıyorsun, sıkıysa sivilde görüşelim diyerek pansuman malzemelerini almak için rütbeli gazinosuna yöneldiği; sanığın ise, mağdurun arkasından koşarak, mağdurun kılıfında duran silahını almaya çalıştığı; mağdurun, silahı almasına engel olmak için koluyla sanığın boğazından tutarak geri ittiği ve sanığın elini silahından çekmeye çalıştığı; orada bulunan erlerin sanık ile mağduru ayırmaya çalıştığı; yaşanan bu arbede sırasında silahın kılıfından çıkarak yere düştüğü; sanığın silahı alarak siz daha silahınıza sahip çıkamıyorsunuz sivilde bana ne yapacaksınız dediği; sanığın silahı aldığı esnada şarjörünün takılı ve dolu olduğu; mağdurun korkarak oradan uzaklaşıp rütbeli misafirhanesinin banyo bölümüne saklandığı, sanığın nerede o diyerek silahın kurma kolunu çektiği, silahın emniyetini açmak isterken yanlışlıkla şarjörü yere düşürdüğü, ardından elindeki silahla birlikte binanın arka tarafına kaçtığı; Nöb.Sb. ..., J.Er ... ve J.Er ... 'un, sanığın peşinden koştuğu; sanığın binanın arkasında bir ara durarak, silahın namlusunu havaya kaldırdığı ve tetik düşürdüğü; binanın etrafını dolandıktan sonra mağdurun bulunduğu rütbeli misafirhanesine geldiği; rütbeli misafirhanesinin banyo bölümü ve TV bölümü olarak iki bölümden oluştuğu; sanığın ilk önce TV bölümüne girdiği, orada bulunan Uzm.J.Çvş. ...'e bağırarak nerede o astsubay diye sorduğu, ...'nin burada yok dediği, sanığın buna inanmayarak TV bölümüne baktığı, bulamayınca banyo bölümüne girdiği, mağduru orada da göremeyince, silahı başına dayayarak yaklaşmayın, kendimi vururum, bıktım artık, çok üstüme geliyorsunuz dediği; Nöb.Sb. ... ve J.Er ... 'un, sanığı sakinleştirerek elinden silahı aldıkları anlaşılmıştır.
Sanık hakkında hizmete müteallik muameleden dolayı amire hakaret, amiri tehdit ve askerî eşyayı kasten tahrip etmek suçlarından, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 85/1. maddesinin ikinci cümlesi, 130/1,3. maddesi ve 82/1. maddesinin birinci cümlesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; koğuşun camını kırdığını ancak hakaret ve tehdit ettiği iddialarını kabul etmediğini beyan etmiştir.
Sanığın Manisa/Kırkağaç 6. J.Komd. Eğt.A.K.lığı Birinci Basamak Muayene Merkezi Baştabipliği tarafından 04.07.2013 tarihinde "HbsAG+" ön tanısı ile muayene ve tedavisinin yapılması amacıyla Soma Devlet Hastanesi Baştabipliği intaniye polikliniğine sevk edildiği anlaşılmıştır.
Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Baştabipliğinin, 27.03.2019 tarihli raporunda sanığın kronik viral Hepatit B taşıyıcısı ve hastası olduğu belirtilerek, merkezlerine sağlık kurulu bulunmadığından askerliğe elverişliliğine ilişkin belge verilemediği bilgisine yer verilmiştir.
Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.11.2019 tarihli ve 103718 sayılı sağlık kurulu raporunda; sanıkta inaktif HBV enfeksiyonu olduğu tespit edilmekle birlikte; suç tarihi ve öncesine ait tıbbi döküman ve testlere ulaşılamadığından, mevcut belge ve değerlendirmeler neticesinde suç tarihine ilişkin kişide HBV enfeksiyonu ve buna bağlı olarak askerliğe elverişli olup olmadığına ilişkin kanaat getirilemediği belirtilmiştir.
Şanlıurfa Karaköprü Askerlik Şubesi Başkanlığının 25.03.2020 ve 29.07.2020 tarihli yazılarıyla; yükümlünün şahsi dosyasında Hepatit B rahatsızlığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı bildirilmişitir.
Soma İlçe Devlet Hastanesinin 09.04.2020 tarihli yazısında; sanığın herhangi bir muayene bilgisi ve kaydına rastlanılmadığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre;
1. (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 25.02.2015 tarihli ve 2015/183 Esas, 2015/191 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; Hepatit B rahatsızlığının, askerliğe elverişsizlik sebebi olması ve askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsaması hâlinde, sanığa isnat edilen eylemlerin suç vasıflarının değişme ihtimalinin bulunması karşısında, sanığın söz konusu rahatsızlığına ilişkin belgelerin, askerlik şubesi ve Soma Devlet Hastanesinin cevabi yazıları da eklenerek Hepatit B hastalığı yönünden askerliğe elverişli olup olmadığının, TSK Sağlık Kurulu Raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşu tarafından sağlık kurulu raporu ile tespitinden sonra ortaya çıkacak sonuca göre, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
2. Dava konusu olayın başlangıcından neticelenmesine kadar gelişen süreçte sanığın suça yönelik eylemlerine ilişkin davranış ve tutumları bir bütün olarak incelendiğinde temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi gereğince cezanın şahsileştirilmesi suretiyle teşdit uygulanması gerekirken alt sınırdan ceza tayini,
3. Amiri tehdit suçu açısından, 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrike ilişkin hükümlerinin uygulanması sırasında tahrikin ulaştığı boyut itibarıyla sanığın cezasında asgari hadden indirim yapılması gerekirken oluşa uygun olmayan şekilde 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.