Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... yönünden başvurunun esastan reddi, davacı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ...'ın sürücü ve diğer davacı ...'ın yolcu olduğu araç ile sigortasız aracın yaptığı kazada davacıların yaralandığını, her iki aracın eş değer kusurlu olduğuna karar verildiği, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada ... için davalı ... Hesabından şimdilik 100,00 TL iş gücü tazminatı, davacı ... için hem yolcu olarak bulunduğu araç sigortası olan Allianz Sigorta A.Ş.'den hem de davalı ... Hesabından şimdilik her bir davalı yönünden 100,00 TL iş gücü tazminatını temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile bilikte tahsilini talep etmiştir.

Davalı Allianz Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine yapılacak başvuruların Genel Şartlarda ek 5 da belirtilen evraklar ile yapılması gerektiği, eksik belgelerle ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddi gerektiği, kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması ve müterafık kusur tespiti bakımından rapor alınması gerektiği, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiği, maluliyet oranlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, temerrüte düşmediklerini faiz talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, kuruma rapor ibraz etmediklerini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacı Mevlude içinde başvuru yapılmadığını, eksik evrakların giderilmesinin istendiği ancak, davacının bu eksikliği gidermeden dava yoluna gittiği, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, koruyucu ekipman kullanılmadığından müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği, kusur oranlarının belirlenmesini, kusur oranı ve teminat limiti dahiline sorumlu olduklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin tazminattan düşülmesini, temerrüte düşmediklerini, faiz talebinin kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacıların içinde bulunduğu aracın davalı Allianz Sigorta şirketine sigortalı olduğu, kazaya karışan diğer aracın sigortasının bulunmadığını, davacı Mevlude'nin her iki sigortadan talepte bulunurken, davacı ...nın ise davalı ... Hesabından talepte bulunduğu, davacı ... ve kazaya karışan sigortasız araç sürücüsünün Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/77 Esas, 2016/127 Karar sayılı dosyası ile taksirle yaralama suçu nedeni ile cezalandırılmalarına karar verildiği, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacı ...'ın araz bırakmadan iyileştiği, 1,5 ay iyileşme süresi olduğu, ...'ın ise 3 ay iyileşme süresi olduğu, sürekli iş göremezlik tayinine mahal olmadığının belirlendiği, sigortacının teminat limiti, kusur oranı ve maluliyet oranı üzerinden sorumlu olduğu, davacıların ise maluliyetlerinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ...'da kaza neticesinde kotlarda nondeplase kırığı, sağ klavikulada, sağ skapulada kırık meydana geldiğini, müvekkilin 3 ay boyunca %100 malul sayılırken kalıcı maluliyet bulunmadığının, belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, alınan maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu bu çelişkinin giderilmesini, aksi halde müvekkilinde maluliyet bulunduğu belirtilen raporun esas alınması gerektiği, müvekkili ...'da kaza sonucunda oluşan kotlardaki kırıklar nedeniyle normal hayatına devam edemediği, kaza tarihi itibariyle Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun tespit edilmesi gerekirken kalıcı maluliyet bulunmadığının belirlenmesini kabul etmediklerini, müvekkillerinin kaza sonrasında ciddi maluliyetler oluşmasına rağmen denetime uzak ve hakkaniyete aykırı olarak Adli Tıp raporunun düzenlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların maluliyet raporlarına ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde, davacı ... hakkında Adli Tıp Kurumu 2 ihtisas Kurulu tarafından verilen 07.08.2019 ve 22.01.2020 tarihli raporlarda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre araz bırakmadan iyileştiği, davacının maluliyetinin olmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı Mevlude bakımından ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %1 oranında maluliyeti olduğunun belirtilmesine rağmen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyeti olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacı ... yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine, davacı ... yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6 ncı maddesi gereğince kabulü ile Adana 3. Asliye Ticarat Mahkemesi’nin verdiği 07.07.2020 tarih ve 2018/608 Esas ve 2020/492 Karar sayılı kararının davacı ... yönünden kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ... için ileri sürdüğü nederler ile kararı temyiz etmiştir.

davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın ve sigortasız aracın karıştığı 26.07.2014 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücü ve davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 353 ve 356 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6098 sayılı Türk Borçlar kanunu'nun 54 üncü maddesi, ... Yönetmeliği 9/d maddesi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" kenar başlıklı 341/1 maddesi İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, Bölge Adliye Mahkemelerince de yapılan yargılama neticesinde 353 ve 356 ncı madde hükümlerine göre istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları vereceği belirtilmiştir.

362 nci madde de temyiz edilemeyen kararlar düzenlenmiş olup, iş bu maddenin 1-g maddesine göre; “Bölge Adliye Mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair verilen kararların temyiz edilemeyen kararlardan olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davacılardan biri yönünden istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği, diğer davacı yönünden ise davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğinin anlaşılmış olmasına göre, iş bu dosyanın öncelikle yerel mahkemesine gönderilerek Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen eksiklikler tamamlanarak yeniden yargılama yapılması, verilecek kararın Bölge Adliye Mahkemesine denetimine tabi tutulduktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere tarafımıza gönderilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların tamamı için “esastan red” kararı verilmiş gibi temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi usul ve hukuka uygun görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Değerlendirme bölümününde açıklanan sebeplerle dosyanın GÖNDERİLMESİNE,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi,