Sanık hakkında maktul ...'yi nitelikli kasten öldürme suçundan TCK'nin 82/1-d, 29,62,53. maddeleri gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezasına dair karar.
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle duruşmalı olarak yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık hakkında maktul ...'ye karşı nitelikli kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin edilmiş, sanık savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmada; sanık hakkında daha yüksek oranda tahrik uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri; sanık hakkında tasarlamadan hüküm kurulması ve haksız tahrik indirimi yapılmaması gerektiğine, vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, sanık hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, 27.10.2021 gününde Üye ...'in dosyada eksik inceleme yapıldığı ve bu haliyle de haksız tahrik indiriminin fazla yapıldığı gerekçesi ile bozulması gerektiği yönündeki karşı oyu ve bu yönden oy çokluğu ile karar verildi.
Sanık ...’ın eşi olan maktule ...’yi boğarak öldürdüğü sübuta eren dosyada öncelikle dosyadaki hükme esas olan delillerin usulüne uygun incelenmediği bu nedenle eksik inceleme nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği, kabule göre de sanık lehine haksız tahrik uygulamasının azamiye yakın oranda yapılmasının doğru olmadığını düşündüğümden dairemizin yerel mahkeme kararını onama kararına katılmıyorum.
Şöyle ki; sanık ..., eşi olan ...’nin olaydan 1 yıl kadar önce çalışmak isteyerek işe başladığını o zamandan sonra makyajına daha bir özen gösterdiğini hal ve tavırlarının değiştiğini görerek eşinden şüphelendiğini ve kendi telefonuna ve eşinin telefonuna programlar yükleyerek eşi ile eşinin iş yerinden çalışma arkadaşı olan...’ın yakınlaştıklarını uzayan konuşmalar ve mesajlaşmaların olduğunu tesbit ettiğini, maktulün telefonuna yüklediği program aracılığı ile onların konuşmalarını da dinleyebildiğini, ...’ın kendisinin evine gelip gelmediğini araştırmaya başladığını bu nedenle işten izin aldığını ancak...’ın kendi evine geldiğini tesbit edemediğini, olay gecesi işe gitmek için evden işe gittiğini söyleyerek ayrıldığını ve normalde işte olması gereken bir saatte gece eve geldiğini amacı...’ın eve gelip gelmediğini kontrol etmek olduğunu ancak gece 02.30 suları anahtarını kullanarak evine girdiğini maktulün kendisini görünce şaşırdığını, maktulün kendisine ihanet ettiğini bunu ispat amacıyla eve geldiğini söyleyince aralarında tartışma başladığını, maktulün kendisine küfürler ettiğini kendisinin de sinirlenerek maktulü boğarak öldürdüğünü savunmuştur.
Yargıtay bozma ilamından sonra sanık hakkında haksız tahrik indirimi yapılırken 18-24 yıllık bir ceza miktarında 20 yıllık bir ceza (Azami orana yakın bir indirim) uygulanmıştır. Yerel mahkeme sanığa TCK’nin 29. maddesini uygularken;
a) Maktulenin iş yeri arkadaşı... ile ilişki yaşaması,
b) Olay gecesi maktulün sanığa hakaret etmesini gerekçe olarak göstermiştir.
Mahkemeler kararlarını verirken gerekçeli vermek zorunda olup bu gerekçe akla, mantığa, dosya kapsamına, delillere dayanmak zorundadır. Anayasamızın ve CMK’nin emredici hükümleri de bu yöndedir.
Sanık ... bu olaydan bir gün sonra müdafiili ifadesinde; Eşimin hareketleri değişmişti, dışarı çıkarken kıyafetlerine ve makyajına daha fazla dikkat ediyordu bu nedenle ondan şüphelenmeye başladım, maktulün telefonuna program indirerek onun görüşmelerini takip ettim. ... isimli kişiyle konuşmalarına şahit olunca...’ın kendisinin evine de gelebileceğini düşündüğünü evini takip ettiğini ancak...’ın eve gelmediğini, olay gecesi de aynı nedenle evine gece beklenmedik bir saatte gelip evdeki maktule ile bu konuyu konuşup tartıştıklarını, maktulenin kendisine hakaret etmesi nedeniyle boğarak onu öldürdüğünü söylemiştir. Bu savunmanın denetlenebilmesi için,
1) Dosyaya mahkemece sanık, maktul ... tanık...’ın HTS kayıtları getirtilip incelenmelidir. Yapılmamıştır.
2) Sanığa ait 3 adet maktule ... tanık...’a ait 1’er adet toplam 5 adet telefon savcılık aşamasında Emniyet Siber büroya gönderilmiş, oradan telefon içeriklerinin flash diskle (görüntü/ses/videolar) mahkemeye gönderildiği belirtildiği halde her bir telefondaki yüzlerce kayıt incelenmemiş, denetlenmemiş, bu konuda rapor alınmamıştır, telefonlardan bazılarının eski olduğu ilgili raporda belirtilmesine rağmen bunun hangisi olduğu sanığın veya maktulün telefonlarında silinse dahi herhangi bir casus (dinleme) programı yüklenip yüklenmediği araştırılmamıştır.
Tanık..., maktulün ölümünden sonra verdiği ifadesinde sanığın haberi olmayan bir hususu sonradan anlatmış ve bir evde 2 erkek 2 kadın buluştuklarını ve maktule ile ayakta öpüştüklerini başkaca herhangi bir yakınlaşmalarının olmadığını söylemiştir.
Sanığın telefonları dinledim, konuşmalarına şahit oldum, eşimin beni aldattığını anladım savunması HTS kayıtları, telefonların içindeki yüzlerce ses, resim, videolar ile ve yine dinleme programları ile desteklenir ise sanık hakkında uygulanan haksız tahrik indirimi makuldür. Ancak mevcut haliyle hiç bir inceleme yapılmadan (mevcut eldeki delillerle ilgili rapor alınmadan) yapılan haksız tahrik indirimi miktarı fazladır.
TCK'nin 29. maddesi sanığın suçu işlemeden önce kendisinde oluşan infial halinin iradesini olumsuz etkilemesi mantığı ile yasaya konulan bir indirim oranıdır. Maktulün... ile bir yerde buluştuğunu sanık bilmemekte maktulün ölümünden sonra öğrenmektedir. Bu durumun dışında kalan tüm delillerin incelenmeden... ile maktulün ilişkilerini sübut kabul edip azamiye yakın haksız tahrik indirimi yapılmamalı, eğer mevcut deliller ile karar verilecek ise yerel mahkemenin ilk kararındaki haksız tahrik indiriminin yeterli olduğunu düşündüğümden dairemizin yerel mahkemenin bozmadan sonra bozmaya uyarak verdiği ikinci kararını onaylayan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
27/10/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı...'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 04/01/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.