Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2012 tarih ve 2011/513-2012/464 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/05/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %50 oranında ortağı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olarak şirketin geçmiş yıllara ait bilançoları, kar-zarar hesapları, defter ve dayanaklarının müvekkiline incelettirilmediğini, davalı şirketin Ağustos 2005 tarihinden bu güne kadar ortaklık genel kurul toplantısı yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin mağdur olup, müvekkiline yıllardır hiçbir kar payı ödemesi yapılmadığını, davalı şirketin 2007 yılında 29.964,37 TL, 2008 yılında 43.759,91 TL, 2009 yılında 25.727,11 TL ve 2010 yılında 943,76 TL kar ettiğini ileri sürerek, ... ve davalı şirket ana sözleşmesi hükümleri dikkate alınarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2007 yılı için 12.734 TL, 2008 yılı için 18.597 TL, 2009 yılı için 10.933 TL ve 2010 yılı için 400 TL olmak üzere toplam 42.664 TL kar payı alacağının yıllık bilançoların kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tespit ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ortaklar kurulu tarafından kar dağıtımına ilişkin bir kararın alınmadığı, kayıtlarda görülen karın, şirketin borç ve taahhütleri karşısında dağıtıma elverişli olmadığını, davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu, Vergi Kanunları ve ana sözleşme hükümleri doğrultusunda şirket kârından dağıtılması gereken kar üzerinden ortaklara 1. temettünün dağıtılmasının zorunlu olduğu, 2. temettünün dağıtılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararı bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, kar payı dağıtılmasının davalı şirketin devamlılığı açısından ortaya çıkaracağı durumlar dikkate alınarak karar verileceği, 1. temettü tutarının hesabına ilişkin benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacının 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ait şirket karları nedeniyle 643,75 TL kar payı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ait şirket karları nedeniyle 643,75 TL kar payı alacağının yıllık bilançoların kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kar payı istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin geçmiş yıllarda kar elde etmesine rağmen yıllardır kar payı ödemesi yapmadığını ileri sürerek, kar payı alacağı isteminde bulunmuştur. Kar payının dağıtılıp dağıtılmayacağı, dağıtım şekli ve zamanı münhasıran genel kurulun yetkisinde bulunduğundan, kar payının istenebilmesi için öncelikle bu konuda alınmış bir genel kurul kararının varlığı gerekmektedir. Somut olayda kar dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı olmadığından 1. temettünün verilmesi dahi yerinde değilse de bu hususta aleyhe temyiz olmadığından açıklanan aykırılık bozma nedeni yapılmamış olmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.