Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/06/2009 gün ve 2008/98-2009/183 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.03.2011 gün ve 2009/9618 - 2011/2856 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’ın kullandığı kredi nedeniyle 08.02.2006 tarihinde vefat ve kazaen maluliyet sigorta poliçesinin düzenlendiğini, poliçenin yenileneceği 09.02.2007 günü hesaplama tablosu hazırlandığını ve prim tahsilatının yapıldığını ancak hayat sigortası şirketinin acentesi olan davalı bankanın tahsil ettiği primi sigorta şirketine intikal ettirmemesi nedeniyle poliçe düzenlenmesine engel olduğunu, davalı bankanın bu ihmali sonucu müvekkillerinin sigorta şirketinden tazminat alamadıklarından zarara uğradıklarını ileri sürerek, 20.039,00 YTL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hayat sigortası yaptırma konusunda hiçbir yasal veya akdi sorumluluğu ve zorunluluğunun olmadığını, davacının ilk yıl için hayat sigorta poliçesi düzenlettirdiğini ancak sigortanın yenilenmesi için gerekli primi yatırmadığını, müvekkiline izafe edilecek bir kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ile davacıların murisi arasında imzalanan kredi sözleşmesinde hayat sigorta poliçesi düzenlettirme zorunluluğu bulunmamakla birlikte davalı bankanın bu yönde aydınlatma yükümlülüğünün olduğu, davalının önceden poliçe düzenlettirdiği, yeni dönemle ilgili prim tahsilatı yaptığı, hayat sigortası hesaplama tablosu hazırlandığı, davacılar murisinin kendisinden beklenen özeni gösterdiği, ortak kusurunun olmadığı, davalının yeni dönem itibariyle sigorta sözleşmesinin yenilenmediği yönündeki savunmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.039,00 TL’nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.3.2011 tarihli kararı ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.