Mahkûmiyet

Duruşmada dinlendiği sırada on beş yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip annesi ...'nun şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden, sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 13. Ağır
Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/48 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Her ne kadar mağdurenin kovuşturma evresindeki ifadesi, soruşturma evresindeki ile uyumlu olmasa da; dosya kapsamı, doktor raporu ve somut delil durumuna göre sanığın eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde eylemin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacağı gerekçesiyle hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Verilen kararı temyiz ettiklerine ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Duruşmada dinlendiği sırada on beş yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip annesi ...'nun şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden

1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin '2014 yılı Eylül ayı' olarak gösterilmesi gerekirken 01.10.2014 şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/48 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısı ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/48 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.