Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43,62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, katılanın yerine imza atmadığına ilişkindir.

Sanığın, katılan adına sahte imza attırılarak düzenlediği ya da düzenlettirdiği kira sözleşmelerinden birini 26.07.2013 tarihinde TEDAŞ'a ibraz ederek elektrik aboneliği sözleşmesi, 02.10.2013 tarihinde su idaresi olan MESKİ'ye ibraz ederek su aboneliği sözleşmesi düzenlenmesine sebebiyet verdiğinin iddia edildiği olayla ilgili olarak hakkında açılan kamu davasında; sanık aşamalarda alınan beyanlarında, 2012 yılı Mart ayı içerisinde, müteahhit ... isimli kişiden daire aldığını, ancak arsa sahibi olan katılanın kendisine tapusunu vermediğini, bu nedenle elektrik ve su aboneliği alabilmek için arsa sahibi olan katılandan kiralamış gibi göstermek zorunda kaldığını, bu kira sözleşmesini ... Emlak görevlilerinin düzenlediğini, kimsenin yerine imza atmadığını savunmuş, dosya arasında bulunan bilirkişi raporunda; kira sözleşmelerinde katılan adına atılı bulunan imzaların katılanın eli ürünü olmadığının tespit edildiği belirtilmiş, Mahkemece sanık savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sanığın, müteahhit ......'dan daire satın aldığını, ancak arsa sahibi olan katılanın tapuda kendisine devir yapmadığını, bu nedenle elektrik ve su abonelikleri yapabilmek için kira sözleşmelerinin düzenlendiğini savunması karşısında; eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, ancak taraflar arasında gerçekleşen alışveriş yönünden araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; taraflar arasında gerçekten hukuki bir uyuşmazlık olup olmadığının araştırılması, aralarında görülen hukuk davaları var ise bu dava dosyalarının duruşmaya getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delilerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, Muammer Aydoğan isimli kişinin tanık sıfatıyla ifadesine başvurulması ve sanığın evi aldığına ilişkin varsa belgelerinin dosyaya ibrazının sağlanması ve tüm deliler toplandıktan sonra eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde öngörülen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla özel belgede sahtecilik" suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Kabule göre de; sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.