Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/03/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen 25/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisini silahla yaraladığını, Gülnar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/80 Esas sayılı dosyasından yargılanıp ceza aldığını belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacıya "taraf, tanık, bilirkişi ve diğer giderler" için toplam 164,00 TL gider avansını yatırması için 29/02/2012 tarihinde 2 haftalık kesin süre verildiği,davacının söz konusu gider avansını 2 haftalık kesin sürenin bitiminden sonra yatırdığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davanın 10/03/2009 tarihinde açılmış olup, davacının dava dilekçesinde belirtip delil olarak sunduğu Gülnar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/80 Esas sayılı dosyasının kesinleştiği, Adli Tıp Kurumu ... Şube Müdürlüğü'nden davacının genel beden gücü kaybının %7,2 oranında olduğuna ilişkin raporun alındığı, bu arada yürürlüğe giren 6100 sayılı yasa uyarınca davacıya 164,00 TL gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, gider avansının davacı tarafından 04/04/2012 tarihinde yatırılmış olmasına rağmen,kesin süreye uyulmamasından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
01/10/2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 120. maddesi “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığı dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir” hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 448. maddesi “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” biçimindedir.
Ancak kanunun 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise; re'sen yapılması gereken işlemlere ilişkin giderler düzenlenmiştir.
HMK.’nun 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’nun 324. maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır.

Eldeki davanın açıldığı tarihteki kanun hükümleri uyarınca harç ve masrafı alındıktan sonra esasa kaydedilerek karar gününe kadar yargılaması yapılmış, mahkemece delillerin bir kısmı toplanmış olup bu aşamadan sonra hangi nedenle istenildiği açıklanmadan gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi doğru görülmemiştir.
Kabul biçimine göre de; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi) gereğince, zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda hakim, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler. Kaldı ki; manevi tazminat tutarının tayini hakimin görevi olup ceza davası kesinleşmiş olduğundan ve maluliyete ilişkin rapor da alındığından bu istem yönünden avans yatırılmasını gerektirir bir işleme de gerek bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.