SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/118 Esas, 2016/343 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesi, 62,58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ise 5237 sayılı kanun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık, yasal hakkı olan temyiz hakkını kullanmak istediğini beyan ederek hükümleri temyiz etmiştir.

1. Olay günü kolluk kuvvetlerince meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin failin tespit ve çalışmaları sırasında sanığın yakalandığı ve yapılan kimlik kontrolünde ... olduğu tespit edildikten sonra parmak izi çalışması sonrası kimlik bilgileri ile parmak izi bilgilerinin uyuşmadığı tespiti nedeniyle başlatılan soruşturmada; sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında, olay tarihinde uyuşturucu etkisinde olduğunu, polisler geldiğinde daha önceden tanıdığı ...'in kimlik bilgilerine göre yapırdığı kendi fotoğrafının yapışık olduğu sahte nüfüs cüzdanını verdiğini, ayrıca cezaevinden firar ettiğini ve yakalanmak istemediğini beyan etmiştir.

3. Kriminal raporda, nüfus cüzdanının tümden sahte olarak elde olunduğu ve soğuk mühür izi bulunması nedeniyle aldatıcılık niteliğine haiz olduğu tespit edilmiştir.
4. 05.04.2016 tarihli celsede suça konu belgenin incelenmesinde; nüfus cüzdanının müşteki ... kimlik bilgilerine göre düzenlendiği, üzerinde sanığın fotoğrafınını yapışık olduğu, fotoğrafın üzerinde soğuk damganın bulunduğu, görünüş itibariyle ilk bakışta sahte olduğunun anlaşılmadığı, aldatıcılık niteliğine haiz olduğu tespit edilmiştir.

5. Mahkeme, sanığın atılı suçları işlediğinin kabulü ile her iki suç yönünden mahkumiyetine hükmetmiştir.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanık kurulan hükümde, tekerrüre esas alınan sabıka kaydındaki ilamında sanığın 15-18 yaş grubunda olduğu ve bu nedenle sabıkasının tekerrüre esas alınamayacağı, başkaca tekerrüre esas sabıkası da bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/118 Esas, 2016/343 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/118 Esas, 2016/343 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.