Taraflar arasında görülen davada Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/06/2011 tarih ve 2008/19-2011/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından, müvekkilinin bilgisi ve talebi olmaksızın, çek talep etmeye ve teslim almaya ilişkin bir yetki devri de olmamasına rağmen, müvekkili adına çek defteri düzenlendiği ve ilgili çek defterlerinin müvekkiline teslim edilmediğini, bunun üzerine davalıya, söz konusu çek defterlerinin talep edilmediğini ve teslim alınmadığını, çek koçanlarındaki imza ve içeriğin müvekkiline ait olmayacağı, sahte olacağı, bankaca bu hususta gerekli önlemin alınması talebini içerir 02/02/2007 tarihli ihtarname gönderildiğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkiline 15/01/2007 keşide tarihli 55.000 TL tutarındaki çekin karşılıksız çıktığını, çek karnesinin iadesini aksi halde suç duyurusunda bulunulacağının bildirildiğini, yine söz konusu çekin tahsili amacıyla çek alacaklısı tarafından ihtiyati haciz kararı alındığı ve müvekkilinin ticari işletmesinde haciz muhafazası yapılmaya çalışıldığını, bu işlemin akabinde müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, müşteri ve çalışanlarının gözünde küçük düştüğünü, hakkında icra takibi yapılması nedeniyle mal alımı yaptığı işyerlerinde güven kaybı oluştuğunu belirterek müvekkilinin duyduğu stres, sıkıntı ve üzüntüye sebep olan davalı aleyhinde 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, bankalarda işlem yapmak üzere damadı ...’e vekaletname verdiğini, müvekkili bankanın bu vekaletnameye istinaden davacı adına cari hesap açtığını ve çek karnesi verdiğini ve damadına teslim edildiğini, davacının müvekkili bankaya iş bu vekaletnamenin geçersizliği ile ilgili bir ihtarda bulunmadığını, basiretli bir tacir gibi davranmayarak zarara kendisinin sebep olduğunu, dava konusu çekin, davacının ihtarnamesinden daha önce keşide edilerek, ibraz edildiğini ve karşılıksız işlemi gördüğünü, bu nedenle müvekkili bankanın tüm yükümlülüğünü yerine getirerek ihtardan sonra davacının çekleri hakkında işlem yapmadığını, davacının söz konusu çeklerden haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının zararı ile bankanın davranışı arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, üçüncü şahsın kusuru ile illiyet bağının kesildiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istedi.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eski damadı olan ...’in ibraz ettiği vekaletnamede özel yetki bulunmamasına rağmen davalının davacı adına gerekli inceleme yapılmaksızın ve vekaletname içeriği açıkça belirlenmeksizin çek defteri tanzim ettiği ve defteri ...’e teslim ettiği, ...’in bu çek defteri ile sahte imza kullanmak suretiyle çekler keşide ettiği ve çeklerin tahsil amaçlı piyasaya sürüldüğü, karşılıksız çekler ve hacizler nedeniyle davacının ticari itibarının sarsılmasına neden olunduğu, davacı tarafından davalıya keşide edilen ihtarnameye rağmen çek bedellerinin ödenmesinin davalı tarafından durdurulmadığı gerekçesi ile davacının haksız hacizler nedeniyle duymuş olabileceği üzüntünün şiddet ve derecesi dikkate alınarak 6.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat davası olup; davacı her hangi bir talebi ve bilgisi olmaksızın davalı bankaca,dava dışı ...'e çek defteri verilmesi işlemi nedeni ile maruz kaldığı hacizler nedeni ile ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talep etmiş, mahkemece; davacının, eski damadı olan dava dışı ...'e vermiş olduğu 12/03/2004 tarihli vekaletnameye istinaden, bu vekaletnamede çek defteri tanzim ettirme ve teslim almaya ilişkin özel bir yetki bulunmamasına rağmen davalı bankaca çek defteri tanzim edilerek ...'e teslim edilmesi sonucunda bu kişi tarafından düzenlenen karşılıksız çekler ve hacizler nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki; davacı tarafından ...'e verilen 12/03/2004 tarihli vekaletnamede geniş yetkiler devredilmiş olup, bu vekaletnameye istinaden davalı bankanın adı geçen kişiye çek defteri vermesinde sorumluluğunu gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.