Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2008/23 Esas, 2016/100 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (f) bentleri ile son cümlesi, 43,62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 580,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2009 tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı kesinleşen kararı ile verilen 2 yıl 6 ay hapis ve 300,00 TL adli para cezasının mahsubu ile neticeten 7 ay 15 gün hapis ve 280,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Sanığın, 11.12.2006 tarihinde Çankaya Merkez Karakoluna müracaat edip kendisini katılan ... olarak tanıttığı, gerçek olmadığı halde metro istasyonundan çıkarken kimlik ve cüzdanının çalındığını belirtip görevli memura kimliği konusunda yalan beyanda bulunup suç uydurarak 11.12.2006 tarihli müşteki ifade tutanağının tanzimini sağladığı, aynı gün bu ifade tutanağı suretini alarak Ziraat Bankası Necatibey Şubesine müracaat edip kendisini yine katılanın ismiyle tanıtıp kimlik ve cüzdanının çalındığını söyleyerek karakoldan aldığı ifade suretini ibraz ederek katılanın hesabında bulunan 130,00 TL burs parasını aldığı, sanığın 09.01.2007 tarihinde aynı tür suçlar nedeniyle ... ilinde yakalandığında ifadesinde suçunu ikrar ettiği, bu suretle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Sanık suçlamayı kabul etmiştir.

3. Katılan, zararının giderilmediğini beyanla şikâyetçi olmuştur.

4. Banka dekontu, suça konu ifade, Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı 19.02.2009 tarihli ilamı ve ekleri dosya içerisindedir.

5. Mahkemece tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2009 tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı kararının yargılama konusu dava ile zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, ancak bu karar temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından bu karar ile verilen cezanın mahsubuna karar verilmiştir.

1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilebileceği, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2009 tarihli ve 2007/51 Esas, 2009/40 Karar sayılı kararının 10.09.2009 tarihinde kesinleştirildiği, ancak Dairemizin 15.02.2024 tarihli ve 2021/34657 Esas, 2024/1734 Karar sayılı ilamı ile sanığın eski hale getirme istemi kabul edilerek kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, bu dosya ile mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyası getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi ile sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,

2. Kabule göre de, sanığın olay günü bankaya kendisini katılanın ismiyle tanıtıp polis karakolunda bir gün önce yalan beyanla düzenlenen ifade tutanağını göstererek katılanın hesabından para çekmek suretiyle gerçekleşen eylemde, bankanın ödeme aracı olup somut olayda aracı olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği, karakol ifade tutanağının kullanılmasından dolayı 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2008/23 Esas, 2016/100 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.