Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 15 yıl sigortalılık ve 3600 prim gününü tamamlayarak işten ayrılmak istediğini, ...'nın bu konudaki yazısının da işverene ibraz edilmiş olduğunu, ... saatlerinin 09: 00-18: 00 arasında olduğunu, ancak daha geç saatlere kadar çalıştığını, hafta sonları da çalışmak zorunda kaldığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla ... ücreti ve hafta tatili ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının esasen başka bir işyerinde çalışmak için işten ayrıldığını, yaş dışındaki şartları tamamlayarak emekli olmak niyetinin bulunmadığını, fazla çalışmasının olmadığını, ayrıca iş sözleşmesi gereği fazla ... ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu, davacının yönetici seviyesinde olduğunu ve mesai saatlerini kendisinin ayarlayabildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dosya içerisinde mevcut ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 12.11.2013 tarihli yazısında, davacının 15 yıl sigortalılık ve 5386 prim ödeme gününü doldurmuş olduğu belirtildiği, davacı tarafından da bu belge ibraz edilerek iş sözleşmesinin feshi bildirildiği, ... hizmet cetvelinden, davacının akdin fesih tarihi olan 25.11.2013 tarihinden 21 gün sonra 16.12.2013 tarihinde dava dışı ... Paz. ve İletişim Hizmetleri A.Ş.'de çalışmaya başladığı, celp olunan özlük dosyasından da davacının davalı bankada çalışması devam ederken 11.09.2013 tarihinde diğer şirketle iş görüşmesi yaptığı, davacıya iş teklifinin 10.11.2013 tarihinde yapılmış olduğu, buna göre davacının davalı bankadan ayrılmadan yaklaşık 2,5 ay önce diğer şirketle iş görüşmelerini başlattığı, davacının iradesinin başka bir işyerinde çalışmak olduğu anlaşıldığından kıdem tazminatı talep etme koşulları oluşmadığından bu talebin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120'nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanunu'nun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.
4447 sayılı Yasa'nın 45'inci maddesi ile 1475 sayılı Yasa'nın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı yaş şartı hariç 15 yıl sigortalılık ve 3600 prim gününü doldurması sebebi ile feshettiğini kıdem tazmninatına hak kazandığını iddia etmiş, davalı ise esasen başka yerde çalışmak üzere istifa ettiğini, işten ayrılmadan önce iş
görüşmeleri yaptığını, feshin akabinde başka işyerinde çalışmaya başladığını, TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan belgelere göre davacının fesih tarihinden önce başka işyeri ile iş görüşmesi yaptığı, davacıya iş teklifi yapıldığı, fesihten sonrada bu işyerinde çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının davalı bankadan ayrılmadan yaklaşık 2,5 ay önce diğer şirketle iş görüşmelerini başlattığı, davacının iradesinin başka bir işyerinde çalışmak olduğu anlaşıldığından kıdem tazminatı talep etme koşulları oluşmadığından kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacıya kanunla tanınan bu hakkın amacı işyerinde çalışarak yıpranan ve bu sırada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini sonlandırabilmesine imkan tanımaktadır. Davacının fesih tarihinden önce iş görüşmesi yapması TMK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanıması niteliğinde değildir, Mahkemece kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.