B O Z M A Ü Z E R İ N E
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 75.000 TL maddi 250.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin davanın kanunda öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak talebin kısmen kabulü ile 21.042,78 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın 31.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.11.2020 tarih, 2020/1757 Esas, 2020/6525 Karar sayılı ilamıyla: "tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2015 tarihli, 2015/111 - 2015/225 sayılı kararı ile davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan beraatine hükmolunduğu, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, dosya içeriğine göre davacının daha önce beraat hükmünü veren mahkemeye başvurduğuna ve bunun üzerine beraat hükmünün henüz kesinleşmediği yönünde yanıltıldığına ilişkin bir iddia ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, davanın beraat hükmünün kesinleşme tarihini izleyen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.11.2017 tarihinde açıldığı gözetilerek, süresinde açılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; beraat kararında davacıya kanunda belirtildiği şekilde ayrıntılı olarak tazminat isteme hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığını, dosyanın bir bütün olarak sanık ayrımı yapılmaksızın kesinleşme yapılmadan yargıtay'a gönderildiği ve kararın kesinleştirmesinin Yargıtay dönüşünd yapıldığı, kanuni düzenlemelere rağmen tebliğ edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin aleyhine temyiz olup olmadığını, kararın kesinleşip kesinleşmediğini ve tazminat hakkının doğup doğmadığını bilmesi veya bilebilmesi mümkün olmadığından, bu anlamda müvekkil yanıltıldığını, kesinleşme işlemin mahkeme tarafından yapıldıktan sonra 1 yıllık süre içerisinde davanın açıldığını, bu nedenle davanın kabulü ile haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Bölge Adliye Mahkemesince, CMK'nın 142/1. maddesi uyarınca "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." denilmek suretiyle tazminat davalarında tazminat talebinin her halûkarda karar veya hükümlerin kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde istenebileceği belirtilmiş olmakla, tazminat talebinin dayanağı olan, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan ...'a ait Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/111 Esas 2015/225 Karar sayılı kararının 08.06.2015 kesinleşmiş olduğu ve dosya içeriğine göre de davacının daha önce beraat hükmünü veren mahkemeye başvurduğuna ve bunun üzerine beraat hükmünün henüz kesinleşmediği yönünde yanıltıldığına ilişkin bir iddia ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, davanın beraat hükmünün kesinleşme tarihini izleyen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.11.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, davanın süresinde açılmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.