Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1989 tarihli memleket haritasının yapımına esas 1986 tarihli hava fotoğrafında çalılık alanda olduğu belirtilmesine rağmen rapor ekinde taşınmazın hava fotoğrafı üzerinde gösterimi yapılmadığından rapor içeriğinin denetlenemediği, ayrıca ziraat bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde 20 ve 30 yaş üstü meyve ağaçları olduğu bildirilmiş olup, ağaç yaşları hesaplandığında bu ağaçların 1989 tarihli memleket haritasındaki yeşil görünümün nedeni olup olmadığının raporlarda tartışılmadığı,açıklanan sebeplerle, bilirkişi raporlarının denetlemeye elverişli olmadığı, dava konusu taşınmaza komşu olan kadastro parsellerinin tespitlerine esas alınan vergi kaydı araştırılmadan, keşif sırasında uygulanıp dava konusu taşınmazı ne olarak okuduğu belirlenmeden karar verildiği,bu sebeple 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarının yapımına esas hava fotoğrafları ile dava konusu taşınmaza komşu olan kadastro parsellerinin tespitlerine esas vergi kaydı dosya içerisine alındıktan sonra,yeniden yapılacak keşifte davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davacısının kabulü ile 07.01.2019 havale tarihli bilirkişi kurulu raporuna ek harita mühendisi bilirkişi Bülent Atsan tarafından düzenlenen krokide kırmızı renkli (A) harfi ile gösterilen 993,76 m² tescil harici yerin davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve orman idaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, TMK'nin 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 24.11.1988 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 12.03.1960 tarihinde kesinleşmiş, taşınmaz taşlık çalılık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş eksik inceleme hüküm kurulmuştur. Hükme esas alınan 07.01.2019 tarihli raporda dava konusu taşınmazın 1957 ve 1986 yılına ait hava fotoğraflarında taşınmazın püren ladin gibi çalı türleri ile kaplı olup kullanılmadığı, çalıların taşınmazın %60 lik kısmını kapsadığı, bu yönü ile taşınmazda bu tarihlerde tarımsal faaliyet ile herhangi bir imar ihya çalışması olmadığının tespit edildiği, taşınmazın evveliyatının orman olmadığı ancak 1986 yılında çalılık gözükmesi ve mevcut ağaç yaşları da dikkate alındığında tarımsal faaliyetin 1990'lı yıllar başında başlanıp tamamlandığı belirtilmiş ve hava fotoğrafı üzerinde taşınmazın konumu gösterilmemiş, 04.07.2019 tarihli ek raporda ise, 1957 ve 1986 hava fotoğrafları değerlendirilirken asıl rapordaki ifadelere yer verildikten sonra 1986 yılı çekimli hava fotoğrafı üzerinde yeniden inceleme yapıldığında taşınmazın %10 civarındaki kısmında çalı türlerinin olduğu geri kalan kısmının teraslı olduğu ve kuru hububat arazisi olarak kullanıldığı belirtilerek çelişki oluşturulmuş, ayrıca hava fotoğrafı üzerinde taşınmazın konumu gösterilirken kadastro paftası ile hava fotoğrafı ölçekleri eşitlenmek ve taşınmazı yakın komşu parselleri ile içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike etmek sureti ile gösterim yapılmadığından bilirkişi raporunu denetlemek de mümkün olmamıştır.

Ayrıca bozma sonrası yapılan keşifte dinlenen tanık ...; "....davacının burayı 20-25 senedir ekip biçtiğini, ilk başlarda araka bezelye ektiğini ama sonradan meyve ağaçları yetiştirdiğini, evveliyatında buraların taşlık ve çalılık olduğunu, maki örtüsü barındırdığını, taşınmazın doğu tarafından ... taşınmazı olup....'in burayı hiç ekip biçmediğini, dava konusu yerin onun arazisine bağlı olduğunu yani bütün halinde olduklarını ama bu kısmın ... tarafından ekilip biçilen yer olmadığını ..." beyan ettiği, davacının da dava dilekçesinde dava konusu taşınmazı ...'in 35 yıl önce imar ihya ettiğini, kendisinin de 35 yıldır tarım arazisi olarak kullandığını, eklemeli olarak zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu iddia ettiğini belirterek dava açtığı, davacı tanığı beyanı ve dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın davacı zamanın da mı yoksa evvelki zilyet olduğu iddia edilen ... zamanında mı imar ihya edildiğinin netleşmediği, zilyetliğin ...'den davacıya ne şekilde ve hangi tarihlerde geçtiği hususunda mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının yetersiz olduğu görülmektedir.

İlçe Belediyesi tarafından 2006 yılında dosyaya gönderilen yazıda, çekişmeli taşınmazın olduğu yerde imar planı bulunmadığı bildirilmişse de; bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında kaldığı belirtilmiş ancak Mahkemece bu hususta yeniden araştırma yapılarak imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa ne zaman kesinleştiği ve taşınmazın bu plan kapsamında kalıp kalmadığı hususları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 17/son maddesinin değerlendirilmesi bakımından, taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise çekişmeli taşınmazın imar planı içerisinde kalıp kalmadığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiği ilgili belediyeden sorularak, buna ilişkin belge ve imar planı haritaları ile dava veya imar tarihinden hangisi daha eski tarihli ise bu tarihten 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı Köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında 1 fen bilirkişisi, 1 ziraat mühendisi ve 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte; yukarıda değinilen belgeler bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçekleri ile kadastro paftası ölçekleri (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın öncesinin ne olduğunu toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, öncesi itibariyle imar - ihya gerektiren yerlerden olduğunun anlaşılması halinde imar - ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususlarında, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkileri giderecek şekilde (özellikle 1986 yılında ait hava fotoğrafında taşınmazın niteliği hususundaki çelişkileri) ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; keşif mahallinde dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar - ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar - ihyasının hangi tarihte ve kim tarafından tamamlandığı hususlarında, somut verilere dayalı bilgi alınmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, komşu parsellerin tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerle ve ayrıca bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenerek, anılan Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporları ile denetlenerek, dava tarihine (dava tarihinden daha önce yapılan ve kesinleşen imar planı var ve taşınmaz plan kapsamındaysa imar planın kesinleşme tarihine kadar) kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek ulaşılacak sonucu göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.