B O Z M A Ü Z E R İ N E

SUÇLAR: Dolandırıcılık, Hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2014 tarihli ve 2012/933 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a)Dolandırıcılık suçundan, ayrı ayrı iki kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.

2. Anılan kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli ve 2017/27623 Esas, 2017/24174 Karar sayılı kararı ile; ''dolandırıcılık ve hakaret suçlarının hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. Ve 254. Maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesine zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası, İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2017/665 Esas, 2019/103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a)Dolandırıcılık suçundan, ayrı ayrı iki kez 5237 sayılı Kanun 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, Karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun manevi unsurunu oluşmadığına ilişkindir.

1.Sanık ... Topal'ın çevresine ve... alışveriş merkezinde bulunan ...adlı sinema salonunda çalışan tanık ...'a kendisini avukat olarak tanıttığı elinde icra vasıtasıyla satılık ucuz ve hesaplı arabalar bulunduğunu bildirdiği, hatta araçların marka ve fiyatlarını bildirir cep telefonuna mesaj gönderdiği, tanığın bu durumu katılan ...'a söylediğinde, katılanlar ... ve amcası ... 'ın sanık ile kamu lojmanları bahçesinde bulunan bir cafede buluştukları, sanığın katılanlara da kendisini avukat olarak tanıttığı, 26.03.2012 tarihinde icra vasıtasıyla satılık ucuz ve hesaplı araba almak amacıyla yed-i emin otoparkına gidip araba beğendikleri, katılan ...'ın sanığa 1.000,00 TL Eft aracılığı ve 100,00 TL elden olmak üzere toplam1.100,00 TL verdiği, Katılan ...'ın sanığa 5.000,00 TL EFT aracılığı ile verdiği, araba almak konusunda anlaştıkları, ancak aradan geçen zamana rağmen beğendikleri arabaları alamadıkları gibi katılan ... telefonla parasını geri istediğinde telefonda kendisine hakaret ettiği iddia edilmiştir.

2. Sanık ..., Hukuk Bürosu'nda takip memuru olarak çalıştığını, çevresinde hukuk mezunu olarak tanındığını, ihalelere girerek araç alım satımı da yaptığını, katılan ...'dan toplam 5.000.-TL borç para aldığını, kendisine elden iade ettiğini, herhangi bir makbuz ve yazılı belge almadığını,katılan ...'dan ihaleden ona araç almak üzere 1.100,00 TL aldığını ancak araç alımı gerçekleştirilememesi üzerine İş Bankası'na katılan ...'ın adına bu parayı yatırdığını, kimseyi dolandırmadığını beyan ederek suçu inkar etmiştir.

3.Sanık ...'ın katılan ...'dan aldığını ikrar ettiği 1.000,00 TL'yi iade ettiğine dair banka dekontu dosya arasında bulunmamaktadır.

4. Tanık..., ... Alışveriş Merkezinde sinemanın büfesinde çalıştığını, sanğı sık sık sinemaya gelmesi nedeniyle tanıdığını, ... Hukuk Bürosunda avukat olduğunu söylediğini, zaman içersinde telefon numarasını verdiğini, mesaj gönderip icra vasıtası ile satışa uygun iki tane araç olduğunu, araç almaya niyeti varsa alabileceğini, ayrıca yakınlarına da bu durumu iletebileceğini söylemesi üzerine arkadaşı Batuhan'a sanık ... Topal'ın telefon numarasını verdiğini ifade etmiştir.

5. Tanık ..., Eczabaşı Hukuk Bürosunda avukatlık yaptığını, katıan ...'ın ... Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığını söyleyen...In ucuz araba alacağından bahisle kendisini dolandırdığını söylemesi üzerine, büroda tarife uyan kimse çalışmadığını, söz konusu kişi hakkında şikayette bulunması gerektiğini belirttiğini,...ın avukat olup olmadığını kontrol maksadı ile araştırma yaptığını, avukat olmadığını öğrendiğini ifade etmiştir.

6. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.

7. Mahkemece tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanığın avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıttığı, rehin otoparkından ucuza araba alabileceğini söyleyerek katılanları kandırdığı, paralarını aldığı, daha sonra ortadan kaybolduğu, katılanlardan ...'a telefondan hakaret içeren mesajlar çektiği, bu şekilde her iki katılana yönelik dolandırıcılık ve ...'a yönelik hakaret suçlarını işlediğinin kabulü ile temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

A.Sanık Hakkında Katılan ...'a Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık hakkında hükmolunan netice cezaların türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Sanık Hakkında Katılanlar ..., ...'a Yönelik Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

A.Sanık Hakkında Katılan ...'a Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Katılanlar ..., ...'a Yönelik Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) açıklanan bendinde nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.03.2024 tarihinde karar verildi.