Mahkûmiyet, kaçak orman emvalinin müsaderesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebebi; katılan kurum lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz sebebi; ağaçları kesmediğine, kullanmak üzere evine getirdiğine ilişkindir.

İhbar üzerine orman muhafaza memurlarınca sanığa ait evin çevresinde yapılan kontrol sonucu kuru vaziyette 4 ster sırık şeklinde ardıç-göknar emvali ile ahırda yapılan aramada birer adet kuru ardıç odunu ile sedir kalası ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 91/1. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında; ormandan ağaç kesmediğini, ormanda kesilmiş vaziyette bulunan emvalleri koyun ağılı yapmak için evine taşıdığını beyan etmiştir.
Yed'i emine alınan emvaller üzerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda; ele geçen emvallerin kurumuş olduğu ve olay tarihinden yaklaşık 5-6 yıl öncesinde kesildiği belirtilmiştir.
1. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 75 inci maddesinde yapılan değişiklik ve ekleme sonucu 6831 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen suçun ön ödeme kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, sanık hakkında ön ödeme prosedürü uygulanarak, sonucuna göre hukukî durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. 6831 sayılı Kanun'un 108/1. maddesinde öngörülen hapis cezası üst haddinin 1 yıl olduğu gözetilerek;
Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.