SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli 2013/24 Esas, 2013/370 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü maddesi, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezalarının Kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine Yerel Mahkemece hükümler aynen açıklanmıştır.

Sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle; sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, karşı tarafın tanıklarının dahi sanığın polislere hakaret ve direnme eylemlerinin mevcut olmadığını belirttikleri, şüpheden sanık yararlanır ilkesine rağmen mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak mahkûmiyet kararı verildiğine, yönelik olduğu belirlenmiştir.

Sanığın; alkol muayenesi için hastaneye getirilen kardeşinin yanına gelerek orada bulunan polis memurlarına hakaret ettiği, tehdit sözleri söyleyerek ve katılan Y.A.'nın boğazına sarılarak yumruk atıp darp ettiğinden bahisle hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; sanığın savunması, inceleme dışı sanık H.Y.'nin beyanları, katılanların anlatımları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek, sanığın hastaneye geldiğinde kardeşine kızdığına dair savunmasının katılanlar ve tanık olarak dinlenilen A.M.'nin beyanı ile örtüşmediği, sanık ile beraber hastaneye gelen tanıkların beyanlarına itibar edilemeyeceği, katılan polis memurlarının daha önce aralarında husumet bulunmayan sanığa iftira atmalarının düşünülemeyeceğinin kabulü ile atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Hükmün açıklandığı 24.03.2016 tarihli celsede sanık müdafiinin hazır olduğu anlaşılmakla Tebliğname'deki savunma hakkının kısıtlandığı yönünde bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılanların istikrarlı anlatımları ve bu anlatımı destekler tanık A.M.'nin soruşturma aşamasında alınan beyanı, katılan Y.A.'ya ait adli muayene raporu, olay ve cd çözümleme tutanağı karşısında; mahkemece savunma tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyerek suçun sübuta erdiğinin kabulü ile sanığın mahkumiyeti yönündeki inanç ve takdirinin yerinde olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla kişiye yönelik gerçekleştirmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 43/2 nci maddesi uygulanmamış ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Cezanın eleştiri dışında kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılanların istikrarlı anlatımları ve bu anlatımı destekler tanık A.M.'nin soruşturma aşamasında alınan beyanı, olay ve cd çözümleme tutanağı karşısında; mahkemece savunma tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyerek suçun sübuta erdiğinin kabulü ile sanığın mahkumiyeti yönündeki inanç ve takdirinin yerinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede bozma sebebi dışındaki başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması nedeni ile karar hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.