Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; babasının rahatsızlığından dolayı süresinde dönemediğine ve Birliğine kendi iradesiyle teslim olduğuna ilişkindir.
Askerlik görevini yapmakta olan sanığın, Birlik Komutanlığınca, 11.07.2014 tarihinde 10 gün süre ile izne gönderildiği, izin sonunda 21.07.2014 tarihinde Birliğine katılması gerekirken, 12.09.2014 tarihinde Birliğine katıldığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; felç geçiren babasına refakat edebilmek için izin süresini geçirdiğini, durumları iyi olmadığından çalışmaya mecbur olduğunu beyan etmiştir.
Dosyada mevcut sanığa ait sağlık kayıtlarında sanığın müteaddit kez psikiyatri polikliniklerinde muayene olduğu, disosyal kişilik bozukluğu tanısı ile kendisine ilaç verildiği, hakkında kişisel psikoaktif madde kötüye kullanımı öyküsü olduğu yönünde ifadelere yer verildiği, adli sicil kaydında farklı suçlardan mahkûmiyet hükümlerinin bulunduğu göz önüne alınarak, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği ile cezai ehliyeti olup olmadığı konusunda psikiyatri uzmanı bilirkişiye yaptırılan muayenesi sonucunda; sanığın atılı suç tarihinde cezai ehliyetinin tam ve askerliğe elverişli olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinden faydalanamayacağı ve adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı belirlenmiştir.
Bursa Devlet Hastanesinin "..." konulu yazı ve eklerinde; şahsın 11.08.2014 - 11.09.2014 tarihleri arasında Bursa Devlet Hastanesi Nöroloji servisinde yattığı, ayrıca refakat kaydı tutulmadığından kimin refakatçi olarak kaldığının bilinmediği bildirilmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların yapılan araştırmalar sonucunda gerçeği yansıtmadığı ve sanığın savunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 21.07.2014 - 12.09.2014 olarak yazılması gerekirken yalnızca 12.09.2014 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.