Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği; suça sürüklenen çocuk hakkında suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesine, kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve re'sen gözetilecek nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde yolcu otobüsünde yapılan aramada, suça sürüklenen çocuğa ait olduğu anlaşılan çuval içeresinden toplam 64 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk savunmasında, ele geçen sigaraların kendisine ait olup, içmek için aldığını beyan etmiştir.
Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin "pek hafif " değerde olduğu tespit edilmiştir.
Suça sürüklenen çocuğa ait ticari miktar ve mahiyette kaçak sigaranın ele geçmesi ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Kanun iadesi üzerine talimat mahkemesinde 25.03.2021 tarihli celsede savunması alınan ve belirtilen tarihte 18 yaşını doldurduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk ...'in "müdafiisinin hazır olduğunu ve savunmasını müdafii huzurunda yapacağını" belirttiği halde, ek savunmasında vekil talebinin olmadığını beyan ettiği, duruşma zaptında müdafiinin duruşmaya gelip gelmediğinin belirtilmediği, suça sürüklenen çocuk ...'in beyanından sonra müdafiiden diyeceklerinin sorulmayarak suça sürüklenen çocuk ...'in savunma hakkının kısıtlanması,
2.Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, yaş küçüklüğü sebebiyle indirim yapılırken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 31 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine anılan Kanun'un 31 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
3.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, suça sürüklenen çocuğa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu cihetle kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğa yapılan ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilmesi ve bir sonraki celseye kadar süre verilmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
4.Adlî sicil kaydı bulunmayan ve talimat yoluyla alınan savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep eden suça sürüklenen çocuğa, davaya konu eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplamı tespit edilmeden Gümrük İdaresince gümrüklenmiş değer olarak bildirilen 4.120,37 TL'nin kamu zararı olduğunun bildirilmesi suretiyle suça sürüklenen çocuğun yanıltılması,
5.Dava konusu olay nedeniyle düzenlenen 09.02.2014 tarihli tutanakta belirtilen Muş Sulh Ceza Mahkemesinin 05.02.2014 tarihli ve 2014/96 Değişik iş sayılı arama kararının dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, anılan arama kararı dosya içerisine alınmadan karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.