Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yerel Mahkemenin 19.11.2015 tarih ve 2015/612 E. - 2015/898 K. sayılı kararıyla sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesi uyarınca, 6.000,00 TL adli cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanığın temyizi üzerine Dairemizin 10.09.2020 tarih ve 2019/4427 E. - 2020/9148 K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesi uyarınca, 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyizinin; kararın usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, cezanın hakkaniyete uygun olmadığı, sanığın ruhsat başvurusunun dikkate alınmadığı, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Katılan vekilinin temyizinin; sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmaması gerektiği, cezanın caydırıcı olmadığı, katılan lehine vekalet ücretinin eksik belirlendiği, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

Sanığın, Odunpazarı İlçesinde bulunan 7 pafta 968 ada numaralı parselde herhangi bir izin ve ruhsat almaksızın inşaat yaptığı ve bu şekilde imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamı, tespit tutanağı, sanık savunması, suça konu taşınmazda yapılan keşif ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu karşısında, sanığın üzerine atılı imar kirliğine neden olma suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine dair Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ileri sürülen diğer temyiz sebepleri yönünden ise, sanığa kovuşturma aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanması için süre verilmesine rağmen, sanık tarafından gereğinin yerine getirilmediği, savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sair Hususlar Yönünden
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu belirlendiğinden diğer sair temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

C. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılan vekili tarafından ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa rastlanılmamıştır.

Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, 5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrası ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücretinin, "5.100,00 TL" yerine, "1.500,00 TL" şeklinde eksik takdir edilmesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği, katılan lehinde vekalet ücreti takdirine ilişkin hüküm fıkrasında yer alan ''1.500,00 TL'' ibaresinin çıkartılarak, yerine "5.100,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.