Davanın reddine
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kullanım kadastrosu sırasında, Konyaaltı ilçesi Bahçecik\Beldibi Mahallesi çalışma alanında bulunan 1052 parsel sayılı 2.845,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1999 tarihinden itibaren ... ve müştereklerinin fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve müşterekleri, taşınmazın yarı payının kendi kullanımlarında olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır.
Yargılama sırasında müdahil ..., taşınmazın kendi kullanımında olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda davanın reddine çekişmeli taşınmazın tespit gibi tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinin ve muhdesat şerhinin korunmasına, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, müdahil vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.12.2019 tarihli ve 2016/1140 Esas, 2019/8902 Karar sayılı ilamı ile çekişmeli taşınmaz başında keşif yapılarak hangi tarihten beri, kimin ne suretle zilyet olduğu, taşınmaz üzerindeki binaları yapan şirketin ve ortaklarının kim olduğu, tespit tarihi itibari ile dava konusu taşınmaz üzerinde hukuken geçerli temlikler bulunup bulunmadığı üzerinde durularak ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekliliğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince boma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın üzerindeki binaların .. Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından işletildiği, davacının dava konusu taşınmazın 1/2 hissesini ..., 1/2 hissesini ...'a ait olduğunu iddia etmekte ise de 18.10.2004 tarihli tutanak başlıklı belge ile zilyetlik haklarının tamamına sahip olan ...'ın 1/4'ünü ...'a, 1/4'ünü ...'e devrettiğini ve bu üç ortağın zilyetlik haklarından vazgeçerek ortak oldukları limited şirketlerine (YTİ LTD ŞTİ) şirketinin kurulduğu, Antalya 5. Noterliğinin 12.04.2005 tarihli ve 7052 yevmiye numaralı şirket hisse devri sözleşmesi ile ... sahip olduğu 2/4 hissesini ...'e ve ...'ın 1/4 hissesini ...'a devrettiği bu şirketin tespit tarihi itibari ile faal olduğu ve ortaklarının ... ile ... olduğu, Antalya 1. Noterliğinin 19.10.2004 tarihli ve 29948 yevmiye numaralı şirket kuruluş sözleşmesi ve buna dayanak yapılan 18.10.2004 tarihli "tutanak" başlıklı belge ile Antalya 5. Noterliğinin 12.04.2005 tarihli ve 7052 yevmiye numaralı şirket hisse devri sözleşmesinin esas alındığı, zilyetlik haklarının şirkete devredildiği ve sonrasında hisse devri yapıldığı, ve bu durumun Timuçinhan tarafından da kabul edildiği, hisse devrinin hukuken geçerli olduğu, davacı ... mirasçılarının ve müdahil ...'ın fiili kullanımlarının bulunmadığı ve davalarının yukarıda açıklanan gerekçelerle sübut bulmadığı değerlendirilerek davacının ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.