Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı araçta yolculuk ettiği sırada gerçekleşen 06.09.2020 tarihli tek taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, zararın karşılanması için davadan önce davalıya müracaat edildiğini ancak sonuç alınamadığını, davadan önceki zorunlu arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla, fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce davalıya yapılan müracaatın davacıdan kaynaklı sebeplerle sonuçlandırılamadığını ve bu sebeple dava şartının yerine getirilmediğini, kazaya karışan aracın kendilerine sigortalandığını ancak sorumluluğun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, gerçek zararın keşif yapılması ve rapor düzenlenmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini, davacının sigortalı araçta hatır için taşındığını ve ayrıca müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, sigortalı aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili hakimiyet kurduğu, araç maliki ...'ın ise ekonomik yönden araçtan yararlanma olanağının bulunmadığı, davacının işleten sayılması gerektiği, davalı ... şirketinin davacının işleteni olduğu aracın zorunlu trafik sigortacısı olması nedeni ile davacının oluştuğunu ileri sürdüğü maddi zararın tazmini yönünden kendi trafik sigortacısından talepte bulunmasına olanak olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; araç maliki eşin hiçbir şekilde somut bir delile dayanmayan, tarafınca ispat edilmemiş şikayetinden Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan ilgili tarafından, başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse hükmüne atıfta bulunularak mahkeme tarafından davacının işleten kavramıyla örtüştürülmesinin, sanki işletme halinde olan bir teşebbüsün varlığı söz konusuymuş gibi araç maliki ...'ın ise ekonomik yönden araçtan yararlanma olanağının bulunmadığından bahsedilmesinin ve bu sebeplerle davanın reddedilmesinin hem hukuka hem de kanunların uygulanış biçimini açıkça aykırı olduğunu iddia ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... şirketinin, davacının işleteni olduğu aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğu, davacının oluştuğunu ileri sürdüğü maddi zararın tazmini yönünde kendi trafik sigortacısından talepte bulunmasına olanak olmadığı, bu nedenlerle davanın reddine karar verildiği, mahkeme kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89 ve 90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Dava trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı talebinden ibarettir. Davacı ...'un yolcusu olduğu aracın karıştığı tek taraflı kazası sonucu, davacı yaralanarak malul kaldığını iddia etmektedir.

Mahkemece kazaya karışan sigortalı aracın davacının eşinin üzerine kayıtlı olduğu, aracın aslında davacının fiili hakimiyeti altında bulunduğu, aracın sahibi ve işleteni olan, davacının da boşanma sürecinde olduğu dava dışı...'nin araçtan yararlanma olanağının da olmadığı gerekçeleri ile davacının işleten olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da aynı gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2918 sayılı KTK’nun hükümlerine göre; trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.

Dosya kapsamından dava dışı eş adına kayıtlı aracın karıştığı trafik kazası sırasında davacı yolcu konumunda olup, aracın maliki olmadığı gibi, kira, ariyet veya rehin gibi nedenlerle de işleten konumunda değildir. Bu durumda işin esasına girilerek, davacının meydana gelen trafik kazası nedeni ile sürekli iş göremezliğe uğrayıp uğramadığı değerlendirilmek sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

1. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Eldeki davada davacı vekili; 06.09.2020 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş; İlk Derece Mahkemesince araçta yolcu olan davacının, araç maliki .........,'nin eşi olduğu, araç maliki eşin davaya konu kazadan önce 17.07.2020 tarihli şikayet dilekçesiyle aracın anahtarı ve tescil belgesinin kocasında olduğunu, boşanma kararı alarak ayrı yaşadıklarını, 4 aydır aracı eşinin kullandığını, eşinin alkollü araç kullanan biri olduğunu, herhangi bir kaza durumunda araç maliki olarak sorumlu tutulmak istemediğini belirterek aracın kendisine teslim edilmesini talep ettiği, 06.09.2020 tarihinde ise davaya konu kazanın gerçekleştiği ve yolcu konumunda olan davacı eşin aracın kendisine ait olduğunu bildirip kazadan önce sürücü ........, ile birlikte alkol aldıklarını ifade ettiği, bu maddi olgulardan davacının sigortalı aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve fiili hakimiyet kurduğu, araç maliki...'nin ise ekonomik yönden araçtan yararlanma olanağının bulunmadığı, davacı yolcu eşin işleten sayıldığı ve araç maliki...'nin zarardan sorumlu tutulmaması gerektiği, davacı yolcunun ise trafik sigortasından tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
KTK'nın 85. maddesine dayalı sorumluluktan bahsedilebilmesi için sorumlu olacak kişinin öncelikle KTK'nın 3. maddesinde tanımlanan "işleten" sıfatı olmalıdır. KTK'nın 3. maddesine göre "İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır."
Yargı kararlarındaki işleten tanımına gelince öğreti ve KTK'daki tanımdan hareketle Yargıtay, araç işleteni kavramına motorlu bir aracın kendi menfaat ve hesabına, tehlike ve masraflarını üstlenecek şekilde işletilmesi olarak değerlendirmekte ve KTK anlamında iki ölçütten yararlanmaktadır. Buna göre işleten sıfatının belirlenmesinde kullanılabilecek ölçütler şekli ve maddi ölçütler olarak ikiye ayrılabilir. Şekli ölçüt, trafik sicilinde mülkiyete ilişkin kaydın kimin adına olduğunu yani aracın malikinin şeklen kim olarak göründüğünü araştırırken, maddi ölçüt ise araçtan yararlanan ve araç üzerinde kendi menfaatine fiili hakimiyet kuran kişinin kim olduğuna bağlı olarak tespit edilmektedir. Sicil kayıtları tek başına kişinin işleten sayılması için yeterli karine değildir. Ancak sicilde kayıtlı kişi, aracı başkasına devrettiğini, uzun süreli kiraya verdiğini, ariyet verdiğini ispat ettiği takdirde bu kişinin malik olmakla birlikte işleten sıfatı kalmaz. Kanunda aracı uzun süreli ariyet ilişkisine dayanarak ariyet alan sıfatıyla işleten kişiler de gerçek işleten sayılmıştır. Buna karşılık aracın kısa bir süre için ariyet alınması halinde, ariyet alan aracın işleteni sayılmaz.
KTK'nın 3.maddesinde motorlu aracı uzun süreli ariyet alan kimsenin işleten sıfatını kazanacağı kabul edilmektedir. Zira motorlu aracın işletilip kullanılmasının (çok kısa olmayan) ariyet akitlerine göre bir başkasına devredilmesi halinde, araç sahiplerinin o araç üzerindeki fiili hakimiyeti ortadan kalkacağından ve ayrıca o süre için o araçtan iktisaden yararlanması da söz konusu olamayacağından trafik kazalarından araç malikini sorumlu tutmaya imkan yoktur. Ariyet (kullanım) ödüncü TBK m. 379'da düzenlenmiş olup TBK m. 384 uyarınca süre belirlenmeden verilmişse ödünç veren onu dilediği zaman geri isteyebilir. Ariyet sözleşmesi, aracın kullanımının ücretsiz olarak başkasına verilmesini gerektirmektedir. Ariyet nedeniyle kişinin işleten olabilmesi için, aracın her türlü bakım, onarım ve sorumluluklarını üstlenmesi, çalıştırılmasından doğan menfaatin de kendisine ait olması gerekir.
Somut olayda kazaya karışan araç ariyet olarak eşi tarafından davacı/yolcuya bırakılmış olup kaza tarihinde işleten sıfatının ariyet alan davacıda olduğu anlaşılmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı, trafik kazaları sonucu üçüncü kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Sigortalının sorumluluk riski, KTK'nın 85 inci maddesinde belirlenen risk olup sigortacının sorumluluğu ise işletenin sorumluluğu ile sınırlıdır. Davalı ... şirketinin, işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde teminat altına almasına göre, işletenin kendi zararından davalı ... sorumlu olmadığından kaza tarihinde ariyet alan olarak aracın işleteni konumundaki davacı, davalı ... şirketinden tazminat isteminde bulunamayacağından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Şu halde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle kararın onanması kanaatinde olduğumdan; sayın çoğunluğun davacı yolcunun aracın maliki ve işleteni konumunda olmadığı gerekçesiyle işin esasına girilmesi yönündeki bozma kararına katılmıyorum.