Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.11.2014 tarihli trafik kazasında davalılardan ...'nin sürücülüğünü yaptığı ve diğer davalı şirketin maliki olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde, karşı araçta yolcu konumunda olan davacının yaralandığını ve %81 oranında sakat kaldığını, olayda davalı sürücünün şerit tecavüzü olduğunu ve tam kusurlu olduğunu, davacının bir kusurunun olmadığını belirterek maddi tazminat alacakları saklı kalmak kaydı ile 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.11.2014 tarihinden itibaren avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk karar dosya kapsamında düzenlenen maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olmaması nedeni ile kaldırılmış, kaldırma sonucu İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni ile %60 oranında maluliyetinin oluştuğunun belirlendiği, davalı ...'in kazadaki %100 oranındaki kusur durumu ve davacının maluliyeti, tarafların ekonomik durumları da değerlendirilerek davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 13.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek davalı gerçek kişi bakımından yasal, davalı şirket bakımından ise avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yerinde olmayan talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının meydana gelen kazada kusurunun olmaması, kaza sonucu ortaya çıkan maluliyet oranı da dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının trafik kazasına bağlı arızasının en az %60 oranında çalışma gücünü kaybettireceği ve malul sayılması gerektiği belirtildiğinden olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu gözetilerek davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu kanaati ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 13.11.2014 tarihinden itibaren davalı ... bakımından işleyecek yasal faiziyle, diğer davalı bakımından avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı şirketin maliki, diğer davalının ise sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ıncı maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.