İstinaf başvurusunun esastan reddi

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine,

Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,

I.Oluş ve dosya kapsamına göre, olay günü katılanın işlettiği tekel bayisine giden sanık ... ile temyiz dışı sanıklar Barbaros ve Hüsnü'nün katılanın kardeşi ...'e ait iletişim bilgilerini istedikleri, katılanın kardeşiyle ilişkisi olmadığını telefonunu bilmediğini söylemesi üzerine aralarında tartışma çıktığı sanıkların "vereceksin, biz adamı sikeriz, getireceksin, sen ...'i saklıyorsun" diyerek tehdit ettikleri, tekel bayisinin güvenlik kamerası kayıtlarına ilişkin kolluk izleme tutanağında, katılan ile sanıkların tartıştıkları, sanıkların katılana doğru el ve kol hareketleri yaptıklarının anlaşıldığı ayrıca yaşanan bu süreçte katılanın raftan 1 adet içki şişesini tezgahın üzerine bıraktığı, Barbaros'un cebinden para çıkartarak tezgahın üzerine attığı, bir süre sonra katılanın içkiyi satmaktan vazgeçerek içki şişesini poşetten çıkarıp geri aldığı, tezgahtaki parayı ise Barbaros'a iade ettiğinin de görüntülerden tespit edildiği, katılanın güvenlik butonuna basarak durumu kolluk güçlerine haber vermesi üzerine bunu farkeden Barbaros ve Hüsnü'nün "şimdi polisler gelecek, bizi alıp götürecekler ifademizi alıp bırakacaklar, biz tekrar gelip seni öldürürüz, döveriz" diyerek olay yerine gelecek kolluk görevlilerine durumu anlatmamasını susmasını söyledikleri ve katılanın da olay yerine kolluk görevlilerine başka şahısların kavga ettiğini anlattığı, kolluk görevlilerinin ayrılmasından sonra Barbaros ve Hüsnü'nün dükkanın önünde bulundukları sırada sanık ...'ın tekrar iş yerine girerek katılandan içki vermesini istediği, katılanın kabul etmemesi üzerine de, "bana sıkıntı yaratma ver diyorum sana" diyerek tehdit ettiği ve katılandan aldığı 1 adet votka şişesi ile 1 adet vişne suyunu alarak olay yerinden uzaklaştığı anlaşılan olayda, yağma suçunun oluşabilmesi için cebir veya tehdidi kullanması ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır. Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan, olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak ... başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.

Suç tarihinde gerçekleşen ilk olayda, kolluk görevlilerinin katılanın iş yerine gelmesinden önceki süreçte sanık ... ile temyiz dışı sanıkların katılana yönelik tehdit eylemlerindeki kasıtlarının içki almaya yönelik olmadığı, katılanın kardeşinin iletişim bilgilerini almak ve katılanın kendilerini kolluk görevlilerine ihbar etmesini engellemek amacıyla tehdit eylemlerini gerçekleştirdikleri, yağma kastıyla hareket etmediklerinin anlaşıldığı; kolluk görevlilerinin iş yerinden ayrılmasından sonraki süreçte sanık ...'ın kendi nam ve hesabına yeni bir kasıtla hareket ederek iş yerine tekrar girip katılandan içki vermesini istediği katılanın vermek istememesi üzerine sanığın bu kez "bana sıkıntı yaratma ver diyorum sana" dediği, akabinde katılanın 1 adet votka şişesi ile vişne suyu verdiği, sanığın aldıkları ürünlerin parasını vermeden iş yerinden ayrıldığı olayda ise, aynı gün ardışık zaman dilimi içerisinde gerçekleştiği kabul edilebilecek iki olay arasındaki bağlantının kolluk görevlilerinin iş yerine gelmesi kesintiye uğradığı ve sanık ...'ın kendi nam ve hesabına yeni bir kasıtla hareket ederek tekrar iş yerine girip katılandan içki vermesini istemesi ve malın teslimi sırasında yağma suçunun unsuru olacak nitelikte ciddi, korkutucu seviyede tehdit içeren söz ve davranışta bulunmadığı, katılanın geçmişten gelen algı ya da tasavvuru ya da psikolojik durumu ile yarattığı düşünceye de bu şekilde bir anlam yüklenemeyeceği, katılanın salt kendi iç dünyasındaki korku ve endişesiyle malı sanığa verdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın, katılana yönelik eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c ve 142/2-h,143 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

II.Kabule göre de,

1.Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken tekerrüre esas alınan mahkeme kararına ilişkin bilgilerin gösterilmemesi,

2.Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi gereğince indirim yapılırken sonuç cezanın, 7 yıl hapis yerine 6 yıl 12 ay hapis olarak belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiisinin temyiz isteği bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak sayın üye ...'ın muhalefetiyle oy çokluğu BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca yeniden verilecek hükmün önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nazilli 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y

Dosya kapsamına göre, olay günü katılanın işlettiği tekel bayisine giden sanık ... ile temyiz dışı sanıklar Barbaros ve Hüsnü'nün katılandan kardeşi ...'e ait iletişim bilgilerini istedikleri, katılanın kardeşinin telefonunu bilmediğini söylemesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, sanıkların "vereceksin, biz adamı sinkaf ederiz, getireceksin, sen ...'i saklıyorsun" diyerek katılanı tehdit ettikleri, tekel bayisinin güvenlik kamera kayıtlarından katılan ile sanıkların tartıştıkları, sanıkların katılana el ve kol hareketleri yaptıkları, ayrıca yaşanan bu süreçte katılanın raftan 1 adet içki şişesini tezgahın üzerine bıraktığı, Barbaros'un cebinden para çıkartarak tezgahın üzerine attığı, bir süre sonra katılanın içkiyi satmaktan vazgeçerek içki şişesini poşetten çıkarıp geri aldığı ve tezgahtaki parayı Barbaros'a iade ettiğinin tespit edildiği, katılanın güvenlik butonuna basarak durumu kolluk güçlerine haber verdiği, bunu farkeden Barbaros ve Hüsnü'nün katılana "şimdi polisler gelecek, bizi alıp götürecekler ifademizi alıp bırakacaklar, biz tekrar gelip seni öldürürüz, döveriz " şeklinde sözlerle tehdit ederek kolluk görevlilerine durumu anlatmamasını söyledikleri, sanık ve temyiz dışı sanıkların tehdit ve baskısından korkan katılanın katılanın olay yerine gelen kolluk görevlilerine başka şahısların kavga ettiğini anlattığı, kolluk görevlilerinin ayrılmasından sonra temyiz dışı sanıklar Barbaros ve Hüsnü'nün tekel bayisinin önünde bulundukları sırada bu kez sanık ...'ın iş yerine girerek katılandan içki vermesini istediği, katılanın kabul etmemesi üzerine, "bana sıkıntı yaratma ver diyorum sana" diyerek tehdit ettiği ve katılandan aldığı 1 adet votka şişesi ile 1 adet vişne suyunu alarak olay yerinden uzaklaştığı anlaşılmıştır.
Yağma suçunun gerçekleştiğinin kabulü için cebir veya tehdidin malın alınmasından önce, alınması sırasında veya hemen sonrasında yapılması arasında fark bulunmadığı, malın cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasının yeterli olduğu, sanık ve temyiz dışı sanıkların sarfettiği söz ve davranışları değerlendirildiğinde fiilen tehditkâr bir tavır içerisinde oldukları gibi söz ile de tehdit ettikleri, katılanın maruz kaldığı tehditin etkisiyle olayı olduğu haliyle gelen kolluk kuvetlerine dahi anlatamadığı, bununla birlikte mağdurun içinde bulunduğu ortam ve yaşadığı olaylar nazara alındığında, somut olayda sanığın eyleminin yağma suçunun unsuru olan tehdit boyutuna ulaştığı ve bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu, bu nedenle yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alınan ilâmın gösterilmemesi ve uygulama sırasındaki hesap hatası yönünden aleyhe temyiz bulunmadığından eleştirilerek onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun eylemin hırsızlık ve tehdit suçlarını oluşturduğuna dair bozma gerekçesine iştirak etmiyorum.