Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili, müdahalenin men-i ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar Hazine ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Köyü hudutlarında ev yanı mevkii doğusu yol, batısı yol, kuzeyi yol, güneyi yol ve kısmen ... ev ve bahçesi ile çevrili olan tahminen 38 dönüm miktarındaki yeri davacıların babaları ...’nın zilyetliğinde iken ölümü ile davacılara intikal ettiğini, ancak bu yerin güney hududunda bulunan yere ...’ün samanlık yapmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu iddia ederek dava konusu taşınmazın davacılar adına eşit hisseler ile tapuya tescilini, davalı ...’ün tecavüzünün giderilmesini, yapılan samanlığın kal-ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Müdahil davacı ...; davacıların kök murisinin, dedelerine samanhane yapıp önünde de tahminen 600-700 m2 miktarındaki kısmını harman olarak kullanmak üzere bağışladığını, 200 yıldır mülkiyet ve zilyetliklerinin bu şekilde devam ettiğini, harman yerinin davacıların mülkiyet ve zilyetliği altında olmadığını, tapusuz gayrimenkulün belirtilen süre kullanılmasının kullanana yasal hak vereceğinin açık olduğunu, bu nedenle davacıların açmış olduğu tescil davasına, kısmen taşınmazını içerisine aldığı için müdahalede bulunmak zorunda kaldığını iddia ederek davada davacı tarafa müdahil olarak katılmayı talep etmiştir.

Müdahil davacı ...; samanhane ve önünde bulunan harman yeri üzerinde hak sahibi olduğunu, bu yerin 40-50 yıldır nizasız ve fasılasız zilyet ve tasarrufu altında bulunduğunu, harman yerinin kendisi ve asli müdahil ... tarafından harman yeri olarak kullanıldığını, davacıların harman yerini rıza hilafına 4-5 yıldır ektiklerini, davacıların kullandığı harman yeri ve kendilerinin kulladığı harman yerinin kök murisler tarafından anlaşılmak suretiyle müstakil ... getirildiğini, belirtilen harman yeri ve samanhanenin uzun yıllar kendisi ve ...’ün iştirak halinde kullandığını, bu nedenle müdahilliğine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; samanlık ve yol olarak gösterilen kısma yönelik taleplerin feragat nedeniyle reddine, yine samanlıka yönelik men’i müdahale ve kal talebinin feragat nedeniyle reddine, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15136,63 m2 yüz ölçümlü tarla vasıflı taşınmaz ile (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 21026,33 m2 yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalılar Hazine vekili ile davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; Eflani Kaymakamlığına yazılacak müzekkere ile, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 33/b maddesine göre, açılan davada köyü temsil etmek üzere köy derneğince seçilecek temsilcinin belirlenmesinin istenmesi ve bu kişi adına köyü temsilen tebligat çıkartılıp davaya karşı diyecekleri ve delilleri sorulduktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği, taraflarla ilgili dava şartı temsil gereği yerine getirilmeden karar verildiği gerekçeleriyle sair yönden inceleme yapmaksızın İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın davacıların dedesi tarafından ekilip biçildiği, onun ölümü ile davacıların babaları olan ..., onun da ölümü ile davacılar tarafından ekip biçilmek sureti ile zilyet edildiği, samanlığın evvelde müdahil davacıların annesi Satı ve babası ... tarafından, sonrasında ve halen ... ve ... tarafından kullanıldığı, samanlık etrafındaki harman yerinin davacılar tarafından ürün kaldırıldıktan sonra müdahil davacılar tarafından davacıların izni ile harman yapmak üzere kullanıldığı, harman sonrası tekrar davacılar ve murislerinin harman yerini ektiği, davacıların yargılama aşamasında samanlık ve samanlığa giden yola yönelik men ve kal talebinden feragat ettiği, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda A-B-C harfleriyle gösterilen kısımlarının olağanüstü kazandırıcı zaman aşımının çok üstünde olacak şekilde uzun yıllardır davacılar ve murisleri tarafından ekilip biçilmek suretiyle zilyet edildiği, dava konusu taşınmaza sınır olan yollar ile derenin sabit sınır olduğu gerekçeleriyle bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın ayrı parsel, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ise ayrı parsel olmak üzere davacılar adına tesciline, müdahil davacılar vekilinin bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen harmanlık yerinin tescil harici bırakılması talebinin ise reddine" karar verilmiştir.

Hüküm, davalılar Hazine ve Devlet Su İşleri vekili tarafından eksik araştırma sonucu karar verildiği iddiasıyla temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyleki orman bilirkişi raporunda memleket haritası incelenerek dava konusu taşınmazın orman olmadığı belirtilmiş ise de memleket haritası tarihi belirtilmemiştir ve hava fotoğrafları incelenmemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar Hazine ve Devlet Su İşleri vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.