2863 sayılı Kanunun 74/1-2. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 53,63,51. maddeleri gereğince mahkumiyet, erteleme

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanıklar tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay tutanağında sanık ...'un olay yerine kazı amacı ile geldiklerini söylediğinin belirlendiği, soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan ihbarcının, olay yerinde dört kişinin kazı yaptığını beyan etmesi ve kazı aletlerinin birden fazla olması dikkate alındığında, tanığın kovuşturma sırasında yeniden dinlenmesi dosyaya bir yenilik getirmeyeceğinden tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanıkların Silifke ilçesi Karakaya köyü Gedik dağında Sayeteği Mevkiinde sur duvarlarının dibinde kazı yaptıkları yönündeki ihbar üzerine, olay yerinde yanlarında kazma kürekle yakalandıkları, kazı alanında 60x100 cm genişliğinde ve 50 cm derinliğinde yeni kazılmış çukur tespit edildiği, sanıklardan ...savunmalarında; olay yerine gezmek amacıyla gittiklerini, kendilerinden önce tanımadıkları bir kişinin kazı yapmakta olduğunu, ihbarcının gelmesi üzerine bu kişinin kaçtığını, kendilerinin kazı yapmadıklarını beyan etmiş iseler de; ihbarcının soruşturma aşamasında tanık olarak verdiği ifadesinde paraşütle havada iken kazı alanında dört kişinin kazı yaptığını gördüğünü beyan ettiği, dosya kapsamındaki kolluk tutanağında, sanık ...'un, diğer sanıklar Ahmet ve Haluk ile anlaşarak olay mahalline kazı amaçlı geldiklerini söylediğinin belirtildiği, yine dosya kapsamındaki tarafsız bilirkişi raporunda; kazı alanının 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen “sur” duvarı dibinde gerçekleştiği ve kazı alanında kültür varlığı kalıntılarına rastlandığı dikkate alındığında; sanıkların eyleminin 2863 sayılı Kanunun 74/1-1. cümlesine temas eden suçu oluşturduğu gözetilmeksizin sanıklara eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların suç işlemediklerine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında uygulanamayacağı gözetilmeksizin, sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesindeki haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün her bir sanık hakkındaki hak yoksunluğu uygulamasına ilişkin bölümünün “Sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi ile hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.