5237 sayılı TCK 204/2,62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis

Yokluğunda verilen kararın sanığa sorgusunda beyan ettiği adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca 09.11.2009 tarihinde tebliğ işleminin daha önce adli mercilerce bu adrese usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olması ve bu adresin işlem tarihi itibari ile yürürlükteki hali ile 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında sayılan adreslerden olmaması nedeniyle geçersiz olduğu, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.01.2007 gün ve 2007/3-9 E.-18 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK'nun 34/2 ve 232/6. maddelerinde başvurulacak kanun yolunun, başvuru süresinin ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerektiği, mahkemenin 03.04.2009 gün 2006/557 Esas ve 2009/265 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasında yasa yoluna başvuru şekli ile başvuru süresinin başlama tarihinin açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmediği anlaşıldığından,sanık müdafiinin 08.02.2012 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:

1-Suç tarihinde Bakırköy 4. Noterliğinde katip olarak görev yapan sanığın suça konu 14.05.2004 gün ve 14872 yevmiye numaralı sahte araç satış sözleşmesini düzenlediğinin iddia ve kabul olunması karşısında, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 339/1. fıkra 2. cümlesi suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/2-3. maddelerinde düzenlenen “memurun kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar resmi belgede sahteciliği ” suçunu oluşturacağı ve bu suçla ilgili yargılama yapma ve delilleri takdir yetkisinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 339/1. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddelerinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan, denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.