Sanık hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj uçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında, şantaj suçundan 1 yıl hapis ve 100,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sarkıntılık düzeyinde kalmış çocuğun cinsel istismarı suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

3. Sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi' nin 20.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında, sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğa yönelik cinsel istismar ve şantaj suçu yönünden kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, cinsel taciz suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan kurum vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

1.Katılan kurum vekilinin temyiz isteği; sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan üst hadden cezalandırılması gerektiğine, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında verilen cezaların usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, sanığın, 15 yaşından küçük mağduru tehdit ederek, cinsel amaçla Turan İlkokulu bahçesine götürdüğü, burada mağdura cinsel içerikli sözlü eylemlerde bulunduğu ve okul bahçesinden ayrılmak isteyen mağdurun ayrılmasını engelleyerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; sanık hakkında, çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden, sanığın mağdura "arkadan vurduruyormuşsun, kaç kişi ile birlikte oldun, beni öp, karşımda oyna" şeklindeki beyanların cinsel içerik içerdiği ve mağdura yönelik istismar eylemi olarak nitelendirilmesi gerektiği, eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığı, sanığın mağdura dokunma ya da mağdurun vücut bütünlüğü üzerinde herhangi bir eyleminin olmadığı göz önüne alınarak sarkıntılık düzeyinde kalmış eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden; sanığın, gece geç sayılabilecek bir zaman diliminde mağduru kaldığı evden alarak okul bahçesine götürdüğü ve mağdurun buradan ayrılmak istemesine rağmen mağdurun ayrılmasını engellemek suretiyle yanına gelmesini ve yanında kalmasını sağlayarak ve oradan ayrılmasını engelleyerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş, şantaj suçu yönünden ise; mağdura "sen arkandan vurduyormuşsun, bunu Ebru ablana söyledim, eğer benimle Turan'a gelmezsen annemi bekleyip ona her şeyi anlatacağım", "eğer kapıdan çıkarsan annene her şeyi anlatırım", "soyun desem veya anneni öldürceğim desem soyunurmusun, benim istediklerimi yapmazsan buradan kalk beraber anneni bekleyelim, olanları anlatayım, karşımda oyna veya beni öp diyebilirim" şeklinde sözler söylemek suretiyle mağduru baskı altına alarak ileride gayrimeşru bir amacı elde edebileceğini ima etmek suretiyle şantaj suçunu işlediği, kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "...sanığın olay günü mağdureye "sana birşey soracağım hayatında Turan'da kaç kişi ile ilişkiye girdin","sen arkandan vurduyormuşsun", "eğer benim istediklerimi yapmazsan annene yalan, doğru herşeyi söylerim. İki tane it kopuk bulup annene götürürüm","soyun desem veya anneni öldürceğim desem soyunurmusun, benim istediklerimi yapmazsan buradan kalk beraber anneni bekleyelim, olanları anlatayım, karşımda oyna veya beni öp diyebilirim" şeklinde herhangi bir şekilde ona dokunmaksızın çocuğa yönelik cinsel taciz ve çocuğa yönelik cebir tehdit ile cinsel amaçla kişi hürriyetinde yoksun kılma suçlarını işlediği anlaşıldığından,sanık hakkında ilk derece Ağır Ceza Mahkemesince alıkoyma suçundan kurulan hükme yönelik vaki tüm istinaf taleplerinin reddine, sanığın tarif edilen ve yukarda anlatılan eyleminin çocuğa yönelik cinsel taciz suçunu oluşturduğu anlaşıldığından ilk derece ağır ceza mahkemesince sarkıntılık suçundan kurulan hükmün kaldırılarak sanığın çocuğa yönelik cinsel taciz suçundan mahkumiyetine,hernekadar sanık hakkında olay günü mağdureye "sen arkadan vurduruyormuşsun,bunu Ebru Ablana söyledim,eğer benimle Turan'a gelmezsen anneni bekleyip ona herşeyi anlatacağım" demek suretiyle onun direncini kırarak olay yeri olan Turan İlkokulu bahçesine gitmesini sağladığı,ayrıca Turan ilkokulu bahçesinde de benzer şekilde isteklerinin yapılmaması halinde annesine söyleyeceğini,yalan uyduracağını belirtmek suretiyle Şantaj suçunu işlediğinden bahisle yargılaması yapılarak cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de,sanığın şantaj suçu kapsamında anılan sözlerinin kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu,TCK.'nun 44. Maddesinin tatbiki ile sanığın eylemlerinin temas ettiği en ağır suç olan kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından sanık hakkında şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğa yönelik cinsel istismar ve şantaj suçu yönünden kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, cinsel taciz suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından ilk derece mahkemesince kurulan hükümde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A.Sanık hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;

1.Katılan kurum vekilinin temyiz istemi yönünden;

1.Dava dosyası içeriği, katılanların aşamalardaki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekilinin, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan üst hadden cezalandırılması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. T.C. Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.

2-Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden;

1.Dava dosyası içeriği, katılanların aşamalardaki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin, sanık hakkında verilen cezaların usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Mahkemesince gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında takdiri indirim uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

A. Sanık hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hüküm yönünden,

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden,

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi' nin 20.04.2021 tarihli 2019/613 Esas 2021/755 kararında sanık müdafii ve katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nazilli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.