Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 19/08/2014 havale tarihli dava dilekçesinde özetle: Müvekkili davacının, davalıya ait ... Gıda Tekstil Tic. Ltd. Şti.'de isimli işyerinde 30/04/2011 tarihinden 07/12/2013 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, davalının eleman fazlalığı var bu nedenle işten ayrılman gerekmektedir diyerek müvekkilini işten ayırdığını, ancak müvekkili fiilen işten ayırmasına rağmen SGK'ya bildirmediğini, daha sonra haksız duruma düşürmek için çeşitli ihtarlar çektiğini ve bildirimi 04/01/2014 tarihi itibariyle verdiğini, davalı işe girerken müvekkilden 2 adet 10.000 TL, iki adet 15.000 TL olmak üzere toplam 4 adet 50.000 TL'lik senet aldığını, hatta bu senetleri işe girerken almış olmasına rağmen C. Başsavcılığının 2014/318 Hz. Esas sayılı dosyasında işten çıkarılırken aldığını beyan ettiğini, müvekkilin bu senetleri ve yasal haklarının kendisine ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin alacağı, fazla mesai alacağı, alınan gerçek maaş üzerinden gösterilmeyen 1000 TL prim farkı alacağı, kötü niyet tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Gıda Tekstil Tic. Ltd. Şti Vekili 11/09/2014 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın iş bu davasının haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafca belirsiz alacak davası açıldığını, dava dilekçesindeki iddialarını ve beyanları kabul etmediklerini, davacının davalı şirkette yaklaşık 3 yıl pazarlama elemanı olarak çalıştığını, çalışma süresince müvekkil firmanın kendisine belirlediği bölgede tüm müşterilere ürün teslimi ve bu teslimden kaynaklı hesap kitap işlerini tuttuğunu, davacının işten kendi rızası ile firma yetkilileri yada çalışanlarına dahi haber vermeden ayrıldığını, davacının müvekkili şirketin istemiş olduğu mutabakat evrakları ile açığın ortaya çıkacağını düşünmüş olacak ki, müvekkil firma yetkilisine "bazı müşterilerden alınan paraları faturalandırmadığı ve şirkete bildirmediği,bu paraları kendi namına kullandığı"yönündeki beyanları ile itirafta bulunduğunu ve açık hesabın 50.000 TL olduğunu beyan ederek müvekkili firma yetkilisi Celal Ceceloğlu'na bu borcuna karşılık parça parça 50.000 TL'lik senet verdiğini, çalışarak ve de bir kısmını bankadan kredi çekerek ödeyeceğini beyan ettiğini ve işyerinde çalışmaya devam ettiğini, çalışma süreci devam ederken bankadan kredi kullanmış ve bir kalemde müvekkili firmaya 9000 TL ödeyerek borcundan düşürttüğünü, davacının işe devam ederken firma yetkililerine ve hatta çalışma arkadaşlarına bile haber vermeden işe gelmemeye başladığını, bu durumun düzenlenen tutanakla tespit edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı işçi fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuş, Mahkemece prim alabilmek için saat 17: 00’den sonra çalışmaların devam ettiği ve karşılığının prim olarak ödendiği gerekçesiyle fazla çalışma ücreti isteğinin reddine karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Davacı işçiye prim ödenmiş olması fazla çalışma ücretine hak kazanma noktasında sonuca etkili olmayıp sadece hesap yöntemine tesir eder. Bu nedenle dosyadaki delil durumuna göre fazla çalışma ücreti hesaplanmalı ancak fazla çalışma ücretinin zamsız kısmının ödenen primlerle karşılandığı kabul edilerek hesaplama 0.50 zam kısmına göre yapılmalıdır.
Kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan davalı yararına hüküm altına alınan avukatlık ücretinin reddedilen kısma göre nisbi olarak hesaplanmaması ve davacı yararına hükmedilen avukatlık ücreti ile sınırlı tutulması da kabul şekli itibarıyla hatalıdır.
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.