Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 8.Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/120 Esas, 2016/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık üzerine atılı suçun unsuralrıın oluşmadığını verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.

1. Sanığın 55 SD 198 plakalı araçla trafiğe çıktığı, saat 23.30 sıralarında İzmir Yolu geliş istikametinde polis memurlarının dur ihtarına uymayarak kaçtığı, yakalandığında üzerinden ... adına düzenlenmiş ehliyetin bulunduğu, İzmir Polis Kriminal Laboratuvar raporunda sürücü belgesinin tümden sahte olduğu ve aldatma kabiliyeti bulunduğunun belirtildiği, böylece sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemece yapılan yargılamada neticesinde; suç konusu sürücü belgesinin aldatma niteliğinin bulunduğu anlaşılarak sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır.

1. Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.03.2024 tarihinde karar verildi.