Sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlarına ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ...'in, işletmekte olduğu işyerinde fiilen çalışmamasına rağmen kardeşi olan diğer sanık ...'ü sigortalı çalışan olarak gösterdiği ve sanık ...'ın sağlık yardımından faydalandığı, sanıkların bu şekilde katılan kurumu zarara uğrattıkları iddia edilen olayda;
Sanık ...'ın diğer sanık ...'nın işyerinde belli süre çalıştığına dair sanık savunmaları ve tanık beyanları bulunması nedeniyle sanıkların atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gibi, suça konu işyerinin gerçek bir işyeri olması, sanıkların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen işyerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, sanıkların sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı kanunun 96. maddesince yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği, bu sebeplerle sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı anlaşıldığından, mahkemece verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanıkların yüklenen suçu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükümlerin ONANMASINA, 10/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.